29 Temmuz 2015 Çarşamba

"KARANLIKTA": Yazmaya Devam Ettiğim New Adult Hikayem

Daha önce ödüllü bir hikaye yarışması düzenlemiş, yazmayı sevdiğimden bahsetmiş ve hatta kendi hikayelerimden bazılarını paylaşmıştım. Bugün de bir hikayemden bahsedeceğim sevgili okur: "Karanlıkta".




2014'te yazdığım ve bir noktada bıraktığım new adult romance türündeki bu hikayeme şu anda devam ediyorum. (Hemen okumaya başlamak istersen burada.) Şu ana kadar ilk on bir bölümünü yazdım ve paylaşıma açtım. An itibarıyla on ikinci bölümü yazma gayreti içindeyim.


İşte bu leziz şeyin tadına bakman için birkaç alıntı:




Gerçek şu ki döneceği yer gün gibi ortadaydı ve ben bunun son derece farkındaydım. Kendime engel olamadım. Sesimi yükselterek, 'Dün gece onunla yatmadın mı? Şimdi de benim evime geliyorsun. Daha ne kadar devam edecek böyle? Beni ne yerine koyuyorsun sen?' dedim. Nefes nefese kalmıştım.

*****

Artık kalkmaya karar verdiğimde etraf kapkaranlıktı. İlgisini daha fazla çekebilmek için saçımı şarap rengine boyatmayı düşünüyordum ki bir anda biri koluma yapıştı.

Ben dönüp bakana kadar o beni çoktan restorandan çıkartmıştı. Artık kolumu çekmiyor, resmen beni sürükleyerek otoparka götürüyordu. Görünüşe göre saçımı kızıla boyatmama hiç gerek yoktu.

Beni metalik gri bir arabanın önüne götürdü.

Mehmet'le ilk defa baş başaydık ama ağzını açıp tek kelime etmiyordu. Aklından geçenleri kesinlikle hafife almıştım.

*****

Aniden orada öylece durmuş gözlerimi dikerek onu izlediğimi fark edince huzursuzluğum büyüdü. Tam silkinip kendime geleceğim anda ise avucundaki mendili iyice sıkıp kafasını kaldırdı ve beni yakaladı. Bakışlarımı kaçırmak için yeterince hızlı davranamadım; elimde değildi. Birbirimize bakarken dipsiz kuyular gibi kara gözlerinde mucizevi bir ilgi kıvılcımı çaktı, bense daha çok korkuyordum. Dolgun, kırmızı dudağının alt köşesinde ufak bir yara izi olduğunu gördüm. 

*****

İki adımda odaya girip karşısında sıkça vakit geçirdiğim beyaz tuvalet aynasının kenarına dayandı. Ben de odanın el verdiği ölçüde aramıza mesafe koyarak karşısında durdum. Kapıyı arkamızdan kapattığını fark ettiğimde dizlerimin bağı çözüldü ama yatak hariç oturabileceğim hiçbir şey yoktu. Burnunun kemerini sıkıp, "Bir kez soracağım," dedi ve kollarını göğsünde kavuşturdu. "Sen de doğru dürüst cevap vereceksin..."

Bana kapalı kapılar ardında yapabileceği onca şeyi ve kimseye hesap vermek zorunda kalmadan, kılını dahi kıpırdatmadan yoluna devam edebileceğini düşününce buraya sorular sormaya geldiyse, şanslı günümdeyim diye düşündüm. O anda neler sorabileceği aklımın ucundan bile geçmiyordu. Gözlerimi yüzünden ayırmadan, "Ne bilmek istiyorsun?" dedim.

*****

Kendimi yanında çocuk gibi hissettim. Annesinin ayakkabılarını giymiş, takılarını takmış bir çocuktum. Oysa o, yaşamıştı. Kim bilir başından neler geçmişti? Onun senelerini, kısacık hayatıma asla sığdıramazdım. 

Tek kolunu masaya dayayıp yaklaştı. 'Bu akşam çok güzelsin,' dedi. Gülümsedim. En azından güzel bir çocuktum.





Ne düşünüyorsun? = )
Yorum ve görüşlerini paylaşırsan sevinirim. 

*Goodreads'te eklemek için: http://bit.ly/karanlikta **Playlisti dinlemek için: http://bit.ly/karanlikta-playlist

1 yorum :

Linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...