18 Haziran 2016 Cumartesi

Okuduğunuz İçin Teşekkürler!

Nasıl başardım bilmiyorum ama tekrar o kapıdan içeri girip stratejik bir masaya oturdum. Stratejik bir konumda olduğunu düşünüyordum çünkü mutfakların olduğu taraftan çıkarsa beni görecekti, kapıdan dışarı çıkmak isterse yine beni görecekti. Ben de bu arada onu görmüyormuşum gibi davranacaktım. Tabii ki aslında tek istediğim onu görmekti.


İki saat oturmuştum ama gelen giden yoktu. Artık pes etmek üzereydim ki ortaya çıktı. Fakat varlığı uzun sürmedi çünkü bana kısaca baktıktan sonra kapıdan çıkıp gitti.


Karnım doysa da paramı çöpe atmışım gibi hissettim.

Azimle bir sonraki hafta, sonraki hafta ve daha sonraki hafta da restorana gittim. Her gittiğimde daha çok dikkat çekecek şeyler giymeye özen gösteriyordum. Kot pantolon yerine gittikçe kısalan etekler ve gittikçe uzayan topuklularla ortalarda dolanıyordum.

Sonunda masama içki gönderdi. Daha doğrusu gönderdiği garson istediğimi alabileceğimi ve ikram olarak sayacaklarını söylemişti. Alkolle hiç aram yoktu ama kola alacak da değildim. Burada oturup kola içemezdim. Uğraşıp didinerek yarattığım imajım bir anda yerle bir olurdu. Beyaz şarapta karar kıldım.

Şarap kadehini elime aldığımda mucizevi bir şekilde karşımda belirdi. Gülümseyerek kadehi ona doğru kaldırdım. Gülmedi ama anladığını belirtmek için başını hafifçe salladı. Bakışları genellikle olduğu gibi sertti ve düşünceli görünüyordu. Bir şeyleri hesaplıyor, ölçüp biçiyor gibiydi. Belki de ben tamamen yanlış yorumluyordum.

Bir hafta sonu gittiğimde geç saatlere kadar oturmayı başardım. Kesinlikle masama gelmiyordu. Beni gördüğünü biliyordum ama yeterince ilgisini çekemediğimi düşünüyordum. Kapının hemen yanında oturuyordum ve o ara sıra dışarı çıkıp tekrar restorana geri dönüyordu. İçeri her girdiğinde ceketini düzeltiyordu. Takıntılı olduğunu düşünmeye başlamıştım ama bu kendine has ufak tefek hareketleriyle karizması daha da artıyordu.

Artık kalkmaya karar verdiğimde gökyüzü kapkaranlıktı. İlgisini daha fazla çekebilmek için saçımı şarap rengine boyatmayı düşünüyordum ki bir anda biri koluma yapıştı.

Ben dönüp bakana kadar o beni çoktan restorandan çıkartmıştı. Artık kolumu çekmiyor, resmen beni sürükleyerek otoparka götürüyordu. Görünüşe göre saçımı kızıla boyatmama hiç gerek yoktu.

Beni metalik gri bir arabanın önüne götürdü.

Mehmet'le ilk defa baş başaydık ama ağzını açıp tek kelime etmiyordu. Aklından geçenleri kesinlikle hafife almıştım.




Karanlıkta'nın gördüğü ilgi beni çok mutlu ediyor. Google Play Kitaplar'da yayınladığım ilk e-kitabımı okuyan herkese çok teşekkür ederim! = )

*Henüz okumadıysanız ve merak ediyorsanız, buradan kitaba ulaşabilir ve şuradan da Goodreads sayfasına göz atabilirsiniz.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...