*Assassin's Creed: Revelations'ı oynamadıysan spoiler içerir.
Yabancı topraklarda karşılaşan iki İtalyan. Kelimelere dökülmeyen ve zamanla gelişen bir aşk. Ezio Auditore da Firenze ve Sofia Sartor, oyun dünyasında görebileceğimiz nadir çiftlerdendi.
Yabancı topraklarda karşılaşan iki İtalyan. Kelimelere dökülmeyen ve zamanla gelişen bir aşk. Ezio Auditore da Firenze ve Sofia Sartor, oyun dünyasında görebileceğimiz nadir çiftlerdendi.
Ezio'nun sorularına yanıt bulmak için geldiği Konstantinopolis'de hedefine ulaşana dek kitapçı Sofia'dan çeşitli bilgiler edinmesi gerekiyordu. Böylece her görüşmelerinde birbirlerine daha da yakınlaştılar. Sofia, bir gün kendi portresini gösterip, "Nasıl da benziyor, değil mi?" diye sorduğunda "Orijinalini tercih ederim," diyerek gönderilen o çarpık gülücükten sonra bu kızıl saçlı hatunun suikastçının kalbini fethetmeye başladığını anlamıştık. Oyunda asla birbirlerine açıkça hislerini söylemediler ama aslında söylemelerine de gerek yoktu. Ezio, zaten sadece kız kardeşine yazdığı mektuplarda hislerinden açıkça bahsedebiliyordu. Bir keresinde görevinin zorluğuna değinirken, "Her geçen dakika şansımın azaldığını biliyorum ama yine de bazı günler sırf onunla fazladan bir saat geçirmek, onu heyecanlandıran şeylerden -kitaplarından, şehrinden, anılarından- bahsederken sesini duymak ve yüzünün neşeyle parladığını görmek için oyalanmadan edemiyorum," demişti.
Sofia, bir gün bilgi karşılığında beyaz laleler istediğinde Ezio ile çiçekleri bulup surların altında buluşmaya gittik. Yüzeysel yaklaşıldığında konuşmalarının romantizmle bir ilgisi yoktu ama onlar romantik olmayı başardılar. = ) Aralarındaki kimyasal uyum harikuladeydi.

