Ilsa J. Bick etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ilsa J. Bick etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2014 Perşembe

2015'te Yayımlanacak Genç Yetişkin Romanları (Ülkemizde ve Yurtdışında)

Hep birlikte yerli ve yabancı yayınevlerinin 2015'te yayımlayacakları, özlemle, merakla beklenen yeni kitaplara göz atalım.

Yıl sonu nedeniyle Pegasus Yayınları ve DEX, okurlara sunacakları kitapları sosyal medyada tanıtmaya başladılar. İşte şu ana kadar bahsettikleri kitaplar:



Fangirl (by Rainbow Rowell)
Yayınevi: Pegasus Yayınları

Red Rising (by Pierce Brown)
Yayınevi: Pegasus Yayınları

Half Wild (by Sally Green)
Yayınevi: DEX

Monsters/Canavarlar (by Ilsa J. Bick)
Yayınevi: DEX

Crown of Midnight (by Sarah J. Mass)
Yayınevi: DEX

Yukarıdaki kitaplar arasından şu ana dek sadece Fangirl'ü okudum ve çok beğendim. Yorumuma göz atmak istersen o da burada.

30 Haziran 2014 Pazartesi

D&R'da DEX İndirimi

Fransa - Nijerya maçının devre arasında bir indirimden bahsedeceğim. = )



D&R mağazalarında -görünen o ki online mağazada da- çeşitli DEX kitaplarını 5 liraya satın alabilirsiniz. Görseldeki kitaplardan özellikle Ashes/Küller'i tavsiye ederim. Üstüne de 2012'de yazarla yaptığım keyifli röportajı* okuyabilirsiniz. = ) Bu arada, seçkideki kitaplar sadece bu görseldekilerden oluşmuyor. Mesela, N. K. Jemisin ve Kelly Keaton  kitaplarını da indirimli olarak temin edebilirsiniz. 


Herkese keyifli okumalar.

25 Ekim 2013 Cuma

İnceleme: Gölgeler

Arkası yarınlı aksiyon kuşağı.




*Düşük dereceli spoiler alarmı.

Post-apokaliptik Amerika'yı nedenleri ve sonuçlarıyla özgün bir biçimde yansıtan ve alt metni sağlam olan nadir genç yetişkin romanlarından Ashes/Küller'in devamı Shadows/Gölgeler, çok fazla karakterin acımasız doğa şartları ve yamyam yaratıklarla dolu yaşam savaşlarını, olduğundan daha heyecanlı, daha merak uyandırıcı bir şekilde anlatmaya çalışırken bocalayan bir roman. Hani film izlerken en heyecanlı yerinde reklam girer ve zoraki bir duraksama olur ya, işte bu kitapta dur-kalk yapmaktan başın dönüyor. Öyle ki ne zaman gerilim artsa birkaç cümle sonra bölümün aniden biteceğini seziyorsun. İleride bir Chucky mi göründü? Bölüm sonu. Haydi, şimdi kameramızı diğer karakterlere çevirelim! Uzaklarda birileri ateş mi etti? Bölüm sonu! Bakalım diğerleri ne yapıyor! Aynı kitabın binbir sosyopatından biri olan Finn'in insanları ve Değişmişleri zorla evrimleştirmeye çalışması gibi yazar da sonuna kadar bu anlatım tarzından vazgeçmeyerek okura bir tür zihinsel baskı uyguluyor. Ve tıpkı Finn gibi "Pes et, o halde," diyerek meydan okuyor.

1 Aralık 2012 Cumartesi

BaşaSar: Kasım 2012

VampirellaninGuncesi'nde yeni bir bölüm daha! BaşaSar!



BaşaSar'da geride bıraktığımız ay blogumda işlediğim kitapları bulacak, puanlarını hatırlayacak ve "ayın kitabını" öğreneceksin. O halde, haydi geri sarmaya başlayalım!


Puanlar:
Speechless: 3 buçuk puan
Ashes/Küller: 5 puan
Born Wicked/Günahkar Doğan: 2 buçuk puan
Crossed: 4 puan.


Ayın Kitabı:

Kasım ayında blogumda eleştirdiğim en etkileyici kitap hiç şüphesiz Ashes/Küller. 2011 yılında ülkemizde yayımlanmaya başlanan seriye ait ikinci kitabı da çok yakında okuyabileceğiz. Eğer hala Ashes/Küller size yabancı geliyorsa, mutlaka bir göz atın! Çünkü Vampirella'dan 5 üzerinden tam 5 puan almayı başardı!

12 Kasım 2012 Pazartesi

İnceleme: Küller




Bir gün gelse ve bırak lüksü, ihtiyaçlarımızı bile karşılayacak imkanımız olmasa ne yapardık? Dahası, bu durumu sadece biz değil, milyonlarca, belki de milyarlarca insanın yaşadığını düşünsene. Öyle bir yıkım ki artık sosyal sınıflar yerle bir olmuş. Sıcak bir banyonun ve lezzetli bir akşam yemeğinin artık sadece maddi açıdan yoksun insanlar için değil, neredeyse herkes için bir düşten ibaret olduğunu aklına getir.



Kuşlar. Kuşlardı bunlar. Hem de öyle üç-beş tane değil, yüzlerce, binlerce kuş. Her türden, her boyuttan, her şekilden kuş, göğün herbir yanındaydı... Organize değillerdi; kuş sürelerinin aksine belirli bir yol izlemiyor, birbirlerine çarpıp duruyorlardı.


Bir anda herşey yok olsaydı, muhtemelen yarıdan fazlamız aklımızı yitirirdik. Daha güçlü olanlarımızsa, artık bu yokluğun içinde yaşam savaşına soyunurlardı. Peki ya tüm bu dehşetin içinde birden bire ortaya çıkan, kabuslara yaraşır tehlikeler de etrafımızı sarsaydı?



Herşeyi anladığımı iddia etmiyorum ama bir doktor olarak, insanlar büyük stres altındayken neler olduğunu çok gördüm. Her zaman en iyi yanları açığa çıkmaz. Korktuklarında öfkelenir insanlar. Hayatta yapmayacaklarını sandıkları şeyleri yaparlar. Hayatta kalmak için pazarlık eder, özveride bulunur, mucizelerden medet umar, kendilerine umut veren herşeye inanırlar. Hele o umut bir sönsün, bak o zaman neler oluyor. Kimileri vahşileşir; birbirlerini yemeye başlarlar; kendilerinin can düşmanı kesilirler.


Kuşkusuz, o ana kadar evreni sarmalayan herhangi bir yüce güce inancı olmayanların çoğu, böylesine güçlü bir yıkımın ertesinde umudu din yolunda arayacaklar. İşte tam da o anı bekleyen, özde değil sözde dindarlar başlarına lider kesilecek, çaresiz kalabalıkları kendi kafalarına estiği gibi yönetecekler. Belki de tehditiyle korkutulduğumuz dışarıdaki türlü belalardan daha büyüğü, bu "güvenli" kurmaca yuvada seni bekliyor olacak.



Daha önce zerre kadar ilgisi olmayanlar birden dini bütün kesildi. Başından beri var olan dini bütünler ise kontrolü ele aldılar.


15 Ekim 2012 Pazartesi

Özel Röportaj: Ilsa J. Bick

Thank you, Ilsa J. Bick!



Ülkemizde en çok ilgi gören kitap serilerinden biri de Ashes/Küller. Sosyal medyada hayranlarını görebiliyoruz ve serinin ikinci kitabının okurları heyecanlandırdığını kolaylıkla söyleyebiliriz. Takipçilerim için bu kendine has özellikleri olan, ayrıksı serinin yazarıyla keyifli bir röportaj yaptım. Şu ana kadar yaptığım en doyurucu röportaj olduğunu da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bu röportaj, umarım sizleri de benim kadar mutlu eder.

Vampirella: Küller Üçlemesi’ne nasıl başladın; aklına bu fikir nasıl geldi?
Ilsa J. Bick: Eh, bu işe koyulmadan tonla distopya ve post-apokaliptik genç yetişkin edebiyatı okudum ve daima 2 konuda sorun yaşadım: bilim (ya da bilimin eksikliği) ve hikayenin gelişim süreci (yani, işler nasıl kötüye gitti asla öğrenemezsin, sadece işler kötüdür). Bu kitapları yere vurmuyorum; iyi olanlar da var. Sadece düşüncemi belirtiliyorum.

Yani, KÜLLER üçlemesine başlamamı sağlayan fikir, uygarlığı hızla yerle bir edecek, virus ya da ölümcül veba olmayan, akabinde süregelen felaketin etkilerini görebileceğiniz/izleyebileceğiniz bir arka plan tasarlamama izin verecek birşeyler yaratmaktı ve bu, insanların felaketin getirdiği yıkımda ne kadar pisleşebileceğini ortaya çıkartmama izin verecek kadar imkan tanıyordu. KÜLLER’deki EMD’lerle ilgili bilimsel bilgilerin çoğu gerçek. Örneğin; devasa gün ışığı çemberi, tüm yerküredeki elektronik aletleri mahvedebilir ve ben, e-bomba’lardaki EMD’lerin büyük bir problem olduğunu biliyordum. Bir e-bomba kurmak aslında çok basit; geliştirme ve hileyi gerçekleştirecek en doğru noktaya yerleştirmekten ibaret. (Bunun üzerinde yaptığım onca araştırmadan sonra, eminim Ulusal Güvenlik’in gözleri de üzerimdedir.)

Daha “kurgusal” kısım, kitlesel EMD karşısında insanlara neler olacağı noktasında. Bunlar gerçekten yapabileceğin deneyler değiller (gerçi iddiasına girerim ki birileri yapmıştır ama henüz bu konuda konuşmamıştır; askeriye birtakım alengirli işlere meraklıdır). EMD’lerin kümülatif etkisinde kalan hayvanlara garip şeyler olduğu konusunda elimizde kanıt var ve yerkürenin manyetik alanlarıyla oynamanın kuşları derde sokacağı da bilinen bir konu… Yani, ben işleri bir adım daha ileri götürdüm.

Buna ek olarak, çocuk deli doktoru olduğum için sarsıntı geçirmiş beyinde neler olduğunu, hangi yaş gruplarının yüksek risk altında olduğunu ve buna benzer şeyleri anlayabiliyorum. Genç bir beynin, sıfırdan ayarlanan, tekrar denkleştirilen kimyasallar ve işlevler karışımından ibaret olduğunu biliyorum, aynı yaşlanan beynin daha çok kurumuş, küçük bir kuş üzümü gibi olduğunu, taş kadar sabit kalmadığını ama kurumaması için ara sıra ıslatılması gerektiğini bildiğim gibi. Yani, ergenlerimi şekillendirmek—çoğu yetişkin onlara uzaylı gözüyle yaklaşıyor, gerçi—ya da genç karakterlerimden bazılarını nelerin koruyabileceğini keşfetmek büyük çaba gerektirmedi. Görev, onca bilimsel işin, çok fazla dikkat çekmesine engel olmak ve elinize ders kitabı yerine öykü sunabilmeme yetecek kadar belirsizlik yaratmaktı.

Vampirella: Büyük bir distopya hayranı olduğunu söyleyebilir miyiz? Bizlere en sevdiğin distopya romanlarını söyle.
Ilsa J. Bick: Dürüst olacağım; pek favorim yok, çünkü, gerçekten bana çok iyi bir hikâye anlatan kişi o anda en sevdiğim kitabın yazarı olur. Çocukken de bilim kurgu kitaplarının kurduydum ve o zamanlar favori distopya kitaplarım DUNE gibileriydi. Fakat şimdi bundan bahsetmek bile yaşlı hissetmeme neden oluyor. Buna ek olarak, KÜLLER sadece kısmen distopya; aslında, genel distopya hattında dolanan, apokaliptik ve post-apokaliptik bir roman fakat gerçek bir distopya değil. 

4 Eylül 2012 Salı

For Review: "Pushing the Limits", "Saving June" ve Diğerleri

For ReviewThank you Harlequin UK, Cedar Fort, The Writer's Coffee Shop Publishing House, Angry Robot and Egmont USA!
(Yayınevleri tarafından, blogumda eleştirmem için gönderilen kitaplar)







  • Pushing the Limits (İngiltere için yayın tarih: 3 Ağustos 2012)

  • Saving June (İngiltere için yayın tarihi: 1 Haziran 2012)

  • More (ABD için yayın tarihi: 4 Ekim 2012)

  • Demons (Seers, #2) (ABD için yayın tarihi: 11 Eylül 2012)

  • Broken (ABD için yayın tarihi: 3 Ocak 2013)

  • Shadows/Gölgeler (The Ashes Trilogy, #2) (ABD için yayın tarihi: 25 Eylül 2012)

Kitapların fragmanlarını izlemek için aşağıdaki linklere tıkla!


*For Review bölümünde yayınevlerinin gönderdiği kitaplar yer alıyor.

Daha fazla genç yetişkin edebiyatı için VampirellaninGuncesi‘ni takip etmeye devam et!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...