Neredeyse her zaman çevireceğim kitabı seçme şansım olmasına rağmen -çok şükür!- profesyonel bir çevirmenin hep önceden okuduğu ve sevdiği kitaplar üzerinde çalışması mümkün değil. Çoğu zaman çevirmemi önerdikleri kitapları tek tek inceleyip seçim yapmak bana keyif veriyor. Diğer yandan, eh, biraz stresli olduğu da söylenebilir. Seçmediğin bir kitap bazen boynu bükük kalıyor gibi geliyor insana... Belki de asla yayımlanmayacak diyorsun. Tabii bir de Every Day gibi, The Heir gibi kitaplar var, özellikle çevirmek istediğim!
The Heir, artık tanıdığım, sevdiğim, alıştığım karakterlerin yer aldığı bir roman. Her ne kadar America, Maxon, Aspen ve diğerleri arka planda dolansa da saraydaki varlıkları hem okuma hem çeviri sürecini şenlendirdi. (Aralarından kitapta en çok yer bulan Maxon.) Ayrıca, bu kitapta tanışacağınız Eadlyn'e Türkçe sesini vermek de keyifliydi.