Tüyap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tüyap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2015 Çarşamba

Fuardaki Can Yayınları Standında Neler Oldu?



34. İstanbul Kitap Fuarı, kitap severlerin büyük bir kısmı için mutlu anılara vesile olmuştur. Fakat hepsi için aynı şey söz konusu değil. 




14 Kasım Cumartesi günü henüz on üç yaşında bir çocuk kitap almak için Can Yayınları standına gidiyor. Ne oluyorsa artık stand görevlileri birden çocuğu hırsızlıkla suçluyor ve gömleğini çıkarttırıp herkesin önünde üstünü arıyor. Sonuçta yabancı gözlerin önünde acımasızca hırpalanan çocuğun hırsızlık yapmadığı ortaya çıkıyor. Ancak görevliler bir özür bile dilemiyorlar. Üstüne çocuğa sözleriyle eziyet etmeye devam ediyorlar.

Peki, bu stand görevlilerini kim görevlendiriyor? Asıl "görevli" ve dolayısıyla sorumlu kim? 

O gün orada değildim. Çoğunluk gibi ben de olayı sosyal medyadan öğrendim ve çok üzüldüm. Toplumu ilgilendiren olaylardaki duruşuyla takdirimi kazanan ve edebiyatla birlikte anılan bir yayınevine kesinlikle yakıştıramadım, hayal kırıklığına uğradım.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Alışveriş Notları: 34. İstanbul Kitap Fuarı

İstanbul'da bir kitap fuarı macerası daha.




Pekala, aslında bu fuardan pek bir şey alamadım. Daha doğrusu pek bir şeye bakamadım. Çok, çok, çok kalabalıktı. Altını çiziyorum. Kaotik labirentte dünyanın en yavaş Pac-Man'i gibi dönüp dolanırken şunları kapabildim:

12 Kasım 2014 Çarşamba

24. İstanbul Sanat Fuarı (ARTIST 2014)

33. İstanbul Kitap Fuarı'na gitmişken bir klasik haline gelen sanat fuarına uğramamak düşünülemezdi. Hatta ilk olarak bu fuarı gezdik.



Hem tekrar tekrar bakmak için hem de fuar alanında sergilenen, yaratıcılığın sınırlarında dolaşan, göz alıcı, çarpıcı eserleri kaçıranlar görsün diye birkaç kare paylaşmak istiyorum. Fakat tabii ki cep telefonumla çektiğim bu fotoğraflar, eserlerin gerçek güzelliğini tam manasıyla yansıtmıyor.

18 Kasım 2012 Pazar

31. İstanbul Kitap Fuarı: Gerçekçi Bir İnceleme

Havalandırmanın ve ışıklandırmanın yetersiz olduğu bir ortamda, insanların lanetler okuyarak, adete birbirlerinin üstüne çıkarak, bir şekilde umutsuzca adım atmaya çalıştıkları bir ortam düşün. Kitap sayfası karıştırmayı bir yana bırak, ne zaman ve ne şekilde oluştuğunu bilemediğin, insan etinden örülü duvarı aşıp da kitaplara gönlünce dokunamadığın bir distopya. Değil. Gerçek.



İlerme beklerken gerilemeye şahit oldum bu sene. Zaten daha öncesinden, bilinçsiz-bilgisiz-suratsız fuar görevlilerine alışmıştım. (Buradaki "fuar görevlilerinden" kastım kesinlikle hizmetliler değil, yayınevlerinin kitaplarını satması için görevlendirdikleri güruh.) Fakat bu sene fuarı neşelendirecek, ilgi çekici kılabilecek, okuru mutlu edebilecek bir şeye rastlayamadım. Teması "çocuk ve gençlik edebiyatı" olan bir fuar ancak bu kadar monoton ve renksiz olabilirdi. Çocuklar bile mutsuzdu bu fuarda. O derece.



Bir sene bekledin diyelim.  Fuara giderek eline ne geçiyor, peki? Zaten artık internetteki tüm mağazalarda bulabileceğin üç kuruşluk indirimler mi yanına kar kalacak? Kesinlike buna değmez.

Bu fuarın bir özelliği olmalıydı. Okura, özel bir şey sunulmalıydı. Çok, çok daha güzel bir organizasyon yapılmalıydı. Yine yalan oldu. Hem de geçen senekinden bile daha uyduruk bir yalan.

13 Kasım 2011 Pazar

30. İstanbul Kitap Fuarı: Fantastik Bir Değerlendirme




Bu sene otuzuncusu düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı'nı ziyaret ettim. İşte bu yazımda, fuarda gezdiklerim ve gördüklerim yer alıyor. Gidemeyenler üzülmesin; az sonra gitmiş kadar olacaksınız.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...