fantastik kitap yazarları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fantastik kitap yazarları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2013 Salı

Özel Röportaj: Jodi Meadows İle "Asunder" Üzerine

Thank you, Jodi Meadows!


Ülkemizde ilk romanı Incarnate/Ruhsuz ile geçtiğimiz sene yayımlanmaya başlanan gizemli, ürpertici ve romantik distopya serisi Newsoul/Yeni Ruh'un devam kitabı Asunder'ı da DEX ekibi yayımlayacak. Henüz elimizde net bir tarih olmasa da hem ilk kitabı hatırlamak hem de ikinci kitabın heyecanına ortak olmak için aşağıdaki yeni röportajıma göz atabilirsiniz.



Seriyi, hakkında hiçbir fikri olmayan birine anlatmaya başladığımda söz Dossam'e gelince o evrenin Mozart'ı olduğunu söylüyorum. Bu adamı yaratma fikri nereden geldi? Lütfen bize biraz Dossam'den bahset.

Dossam kesinlikle o dünyanın Mozart'ı—müzik açısından. (Kişiliklerinin epey farklı olduğunu düşünüyorum.)

Ana'yı tanımak için üzerinde çalıştığımda, onu bulup evine alan Dossam'in sadece sevimli bir adam olamayacağını fark ettim. Özel biri olmalıydı—dikenli kalkanını kırıp Ana'yla daha derinden bir bağlantı kurabilecek biri.

Hayatım boyunca müziğin gücünün farkındaydım. Ruh hallerini etkileyebiliyor, fiziksel reaksiyonlara neden olabiliyor ve tabii ki "müzik vahşi hayvanı yatıştırır" sözü de var. (Vampirella'nın notu: Bunun kültürümüzde karşılığı yok. Belki "müzik ruhun gıdasıdır" denilebilir ama burada daha çok "yılanı deliğinden çıkartmak" gibi bir anlam taşıyor.) Ana kesinlikle vahşi bir hayvan değil ama canı yanmış ve hayatı boyunca maruz kaldığı suistimal nedeniyle tanıması zor biri. Dossam, onunla müzik aracılığıyla etkileşime geçiyor ve usulca istismarcının eseri olan keskin hatlarını yumuşatmaya yardım ediyor.

11 Kasım 2012 Pazar

Özel Röportaj: Fiona Paul

Thank you, Fiona Paul!




Merakla beklediğimiz Venom/Karanlık Sular, ABD'de yayımlandıktan sadece birkaç gün sonra DEX etiketiyle satışa sunuldu. Rönesans Venedik'inde geçen bu yeni fantastik macerayı okumadan önce, Vampirella'nın yazarla gerçekleştirdiği renkli röportaja göz atmakta fayda var!

Vampirella: Seni Karanlık Sular'ı yazmaya iten neydi?
Fiona Paul: Aslında, bir editörden online yazarlık dersi alıyordum ve tarihi gizemli/romantik bir çalışma yapmak istediğini söyledi. Bir hikaye fikri oluşturmak için beyin fırtınası yaptık ve taslak yazmam için bana meydan okudu. Venedik harika bir lokasyondu, çünkü orayı ziyaret etmiştim ve görkemli mekan ve Rönesans zamanı kitabın ana hatlarına ve ruh haline uyum sağlıyordu.

Vampirella: Bu kitabı farklı kılan ne?
Fiona Paul: Bana göre, Karanlık Sular farklı, çünkü tarihi fakat diğer tarihi kitaplar gibi süper-resmi bir tonda yazılmadı. Tabii ki, bazı insanlar bu sebeple beğenmiyor ama daima plan Karanlık Sular'ı her türde kitap okuru için anlaşılabilir (ve umuyorum ki ilgi çekici) kılmaktı. Kitabın genç yetişkin ve yetişkin okurlar arasında ortak potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Cassandra, günümüz gençlerine benziyor, çünkü kitabın başında kim olduğunu ve kendisi için neler istediğini keşfetmeye başlıyor. Fakat Rönesans devrinde, kızlar genç yaşta evlenip, kendi evlerini yönetiyorlardı, yani bu açıdan modern çağdaki yetişkinlere de biraz benziyor.

Vampirella: Haydi Cassandra'dan bahsedelim. Nasıl biri? Onunla aranda herhangi bir benzerlik var mı?
Fiona Paul: Cassandra inatçı, düşünmeden hareket eden, duygusal ve bazen biraz kibirli. İkimiz arasındaki ortak şey, ikimizin de toplum tarafından bize biçilen rolü oynamak istemeyişimiz. Aslında, ben muhtemelen daha çok Falco gibiyim—dalgacı, mantıklı ve yakışıksız şeyleri söylemeyi adet edinmiş.

Vampirella: Hiç Falco gibi biriyle çıktın mı?
Fiona Paul: Falco'yu çıktığım adamlardan birinden esinlenerek yarattığımı söylemeyeceğim ama kesinlikle, onun gibi büyüleyiciliği sayesinde bana düşünmeden, umursamadan şeyler yaptıran adamlarla çıktım.

31 Ekim 2012 Çarşamba

Özel Röportaj: C.J. Daugherty

Thank you, C.J. Daugherty!


Night School/Gece Okulu isimli yeni genç yetişkin romanının yazarı C.J. Daugherty ile gerçekleştirdiğim röportaj karşınızda!

Vampirella: Seni Gece Okulu'nu yazmaya iten neydi?
C.J. Daugherty: Yetişkinlerin dahil olduğu bir politik gerilim yazmak istedim ama başlamakta zorlandım. Sonra bir gün, yaşadığım yerin yakınlarında özel bir yatılı okulu ziyaret ettim—eski, gotik, geniş ve karanlık bir binaydı—ve bu bana, devlet başkanlarının çocuklarını, prensleri ve bu tip okullara giden mevki sahibi insanların çocuklarını düşündürdü. Çok genç olmalarına rağmen politik bir dünyada büyüyorlar.  Yani, yetişkinler hakkında yazmak yerine, güç sahibi gençler hakkında yazmaya karar verdim—yasaları oluşturanların ve ülkeyi yönetenlerin çocukları hakkında. Genç insanlar istedikleri herşeye sahip olabildiklerinde—ve aileleri kanunlardan da üstün olduğunda—çok ileri gidilirse neler olur? Gücün ne kadarı çok fazla gelir?

Vampirella: Kitabı yazarken etkisinde kalmış olabileceğin bir yazar var mı?
C.J. Daugherty: Cassandra Clare'in Mortal Instruments/Ölümcül Oyuncaklar serisinin büyük bir hayranıyım. Gece Evi'ni yazmaya başladığımda, beni en çok etkileyen onun yazıları oldu. Bence çok heyecan verici bir tarzı var ve harika aşk sahneleri yazıyor.

19 Ekim 2012 Cuma

Özel Röportaj: Devin O'Branagan

Thank you, Devin O'Branagan!


Ülkemizde de kitap severler ile buluşan Witch Hunt/Cadı Avı isimli fantastik romanın yazarı Devin O'Branagan ile gerçekleştirdiğim kısa ama eğlenceli söyleşi, bu haftanın ikinci özel röportajı olma özelliğini de taşıyor!

Vampirella: Seni Cadı Avı'nı yazmaya yönelten neydi?
Devin O'Branagan: Dini fanatizmin tehlikelerini irdeleyen bir roman yazmak istemiştim.

Vampirella: Leigh ile aranda herhangi bir benzerlik var mı?
Devin O'Branagan: Leigh ile ikimiz, birey olarak güçlenmek ve özsaygımızı kaybetmemek için mücadele verdik. İkimiz de başarılı olduk. : -)

Vampirella: Cadı Avı'nı sadece beş kelimeyle ifade edebilir misin?
Devin O'Branagan: Cesaret, Sevgi, Maneviyat, Güç, İnanç.

5 Ekim 2012 Cuma

Özel Röportaj: Jessica Spotswood

Thank you, Jessica Spotswood!




Geçtiğimiz günlerde ülkemizde de yayımlanan Born Wicked/Günahkar Doğan, kitap severlerin merakla beklediği fantastik romanlardan biriydi. Daha önce çekilişini de yaptığım kitabın yazarıyla, kısa ama hoş bir sohbet gerçekleştirme fırsatım oldu. İşte tüm konuştuklarımız şimdi burada!

Vampirella: Yazarların çoğunun erkan yaşta yazmaya başladığı biliniyor. Bize ne zaman ve nasıl yazmaya başladığını anlat.
Jessica Spotswood: Dördüncü sınıftayken yazmaya başladım; ilk hikayem büyükannemin ormandaki kulübesi hakkındaydı. İlköğretimdeyken binicilik dersleri aldım ve o zamanlar atlar hakkında hikayeler yazardım. Sonra, altıncı sınıftayken, Gone with the Wind/Rüzgar Gibi Geçti'yi okudum ve tarihe aşık oldum. Lisedeyken, ata binen ve sivil savaş döneminde Amerika'nın güneyindeki çiftliklerde yaşayan kızlarla ilgili birkaç tarihi roman yazdım.

Vampirella: Genç yetişkin romanlarını seviyoruz! Senin en sevdiğin genç yetişkin romanları hangileri?
Jessica Spotswood: Güncel fantastik kitaplardan favori ikilim Kristin Cashore'ın Bitterblue'su ve Franny Billingsley'nin Chime/Çan'ı. Çağdaş genç yetişkin olarak da Stephanie Perkins'in ve Miranda Kenneally'nin yazdığı her şeyi seviyorum ve favori yaz kitaplarım Trish Doller'ın Something Like Normal'ı ve Huntley Fitzpatrick'in My Life Next Door'uydu.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Özel Röportaj: Maria V. Snyder

Thank you, Maria V. Snyder!



Bildiğiniz gibi, Eylül ayının bomba kitaplarından biri de Maria V. Snyder'ın Zehir Ustası/Poison Study isimli romanı. İşte bu merak uyandıran fantastik romanın ülkemizde yayımlanması şerefine, yazarı ile eğlenceli bir röportaj gerçekleştirdim. Hepsi şimdi VampirellaninGuncesi'nde!

Vampirella: Zehir Ustası'nın harika bir konsepti var! Bu fikri nasıl buldun?
Maria V. Snyder: Orson Scott Card'ın How to Write Science Fiction and Fantasy isimli kitabını okuyordum. Üçüncü bölümde, Card, yazarın ana karakteri seçmeden önce bir takım soruları cevaplaması gerektiğini söylüyordu. Şöyle yazmıştı, "Sıkça—özellikle ortaçağ fantazyasında—yazarlar, öykülerinin liderlerle ilgili olması gerektiğini düşünürler. Krallar ve kraliçeler, dükler ve düşesler—abartılı derecede güçlü olabilirler, evet ama genellikle özgür değillerdir. Eğer gücün insan toplumlarındaki işleyişini anlayabiliyorsanız, davranışlarını tahmin edemeyeceğimiz özgür karakterlerin,  genellikle gücün kaynağından uzakta yer aldığını bilirsiniz."

Bu yorum bana, önemli olaylara şahit olabilecek kadar gücün kaynağına yakın duran bir insanı düşündürdü fakat bir Prens ya da Prenses değildi. Yemekleri tadan bir insanı düşündüm ve birden aklımda bir sahne belirdi. Muhtemelen Kralın gözü önünde zehirlenmiş bir yiyeceği tadan bir kadın gördüm. Kral korkunç derecede  içi burkularak kadını izliyordu, çünkü ona aşık olmuştu. Bu durum, kadını merak etmemi sağladı. O kimdi? Neden oradaydı? Neden bir Kral ona aşık olmuştu? Ve Zehir Ustası doğdu. Ve akabinde Komutan geldi, Kral'a suikast düzenledi ve tüm hikayemi değiştirdi!

Vampirella: Yelena ile aranda herhangi bir benzerlik var mı?
Maria V. Snyder: Birkaç tane var. =) İkimiz de çok inatçıyız. Hikayemi, yayımlamak isteyen birilerini bulana kadar birçok yayınevine ve ajansa gönderdim. İkimiz de oldukça bağımsızız. Tek başıma seyahat ederken sorun yaşamam ve kendi başımın çaresine bakabilirim. İkimiz de öğrenmeye açız. Kitaplarım için araştırma yapmayı seviyorum. Fakat o benden daha cesur! Belanın kaynağını düşünmeden saldırıya geçiyor, ben ise geride kalıp, durumu analiz ederim. Ve o daha hazır cevaptır—benim iyi bir cevap bulmam günler sürer ama bulduğumda da iş işten geçmiş olur.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...