urban fantasy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
urban fantasy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2018 Pazar

Ön İnceleme: Meleklerin Çılgınlığı

Artemis Yayınları'nın geçtiğimiz günlerde sosyal medyada tanıttığı ve bu seneki İstanbul Kitap Fuarı'nda okurlara sunduğu A Madness of Angels/Meleklerin Çılgınlığı'nı merak ediyorsanız bu yazı tam size göre.

meleklerin_cilginligi_kitap


İlk romanını henüz on dört yaşındayken yazan 1986 doğumlu Kate Griffin'in (Catherine Webb ve Claire North olarak da biliniyor) Matthew Swift serisi, 2009'da okurların karşısına çıkmış. Yayımlanan ilk kitap A Madness of Angels/Meleklerin Çılgınlığı, tahmin edeceğiniz üzere seriye adını veren karakterin başından geçenleri anlatıyor. Şöyle ki ansızın öldürülen büyücü Matthew Swift, iki sene sonra hayata geri dönüyor ve kendini Londra'daki evinde buluyor. Bu saatten sonraysa doğaüstü varlığının amacı onu öldürenden (ve hayata geri döndürenden) intikam almak oluyor. 

Öncelikle belirtmek gerekir ki bu bir genç yetişkin kitabı değil; büyü temalı bir urban fantasy ve yetişkin kitap severlere hitap ediyor.

Romanın ilk sayfalarına göz atmaya başlamadan önce Türkçe baskıdan da kısaca bahsedeyim. Etiket fiyatı 39 lira olan bu kitap, ciltsiz ve 588 sayfadan oluşuyor. Çevirmeniyse daha önce Marilyn Kaye, Bella Andre, Christina Dodd, Kathryn Caskie imzalı bazı kitapları dilimize çeviren Selin Gül Seçer. Bildiğiniz üzere Artemis Yayınları birçok kitabında orijinal kapak kullanmıyor. Bu yeni kitabın kapak tasarımını, orijinal kapakla kıyaslayıp bir fikir oluşturmanız için aşağıya bakmanız yeterli olacak. Serideki bütün kitapların kapak tasarımlarını ise yazının sonralarına doğru bir yerlerde bulabilirsiniz. Bu arada Türkçe kapağın üstünde büyük harflerle "dijital çağın yeni fenomeni" yazdığı dikkatinizi çekmiştir; aslında kitabın orijinal kapağında şu cümle geçiyor: "Digital çağın Yokyer'i... bu sene okuyacağınız en iyi kitaplardan biri" SFX ("Neverwhere for the digital age... one of the best books you'll read this year" SFX) Her şey bir yana taa 2009'da yayımlanmış bir kitabı 2018'de Türk okurlara sunarken "yeni fenomen" denmesi...

A_Madness_Of_Angels


Şimdi Kate Griffin'in bizim için neler yazdığına birlikte göz atalım.

Yazarın "biz" diyerek öyküyü anlatmaya başlamasından görünürde tek kişi olan başkarakter Matthew Swift'in benliğinde (ruhunda?) bir kişiye daha yer açtığını ya da açmak zorunda kaldığını anlıyoruz. Londra'daki evinde gözlerini açtıktan sonra bu gizemli varlığın sesini duyuyor. Evi artık yuvası olmaktan çıkmış; içinde daha önce görmediği eşyaları barındırıyor. Karakter, dolabı açıp kendine ait olmayan kıyafetleri üstüne geçiriyor ve vücudunu kontrol ettiğinde aldığından emin olduğu yaranın yok olduğunu fark ediyor; kemikler düzelmiş, teninde bir iz dahi kalmamış. Aynada eskisinden farklı birini görüyor; en çok da artık kahverengi değil, soluk mavi olan gözleri dikkatini çekiyor. Evde sesler duyduğunda mutfağa yöneliyor ve orada evin yeni sahipleriyle karşılaşıyor. Bu beklenmedik karşılaşma dört kişiden oluşan bu küçük grubu şoke ettiğinden aralarından biri çığlığı basıyor. Evin içinde aniden ortaya çıkan adamın karşısında atılan bu korku dolu çığlık, birtakım şeylerin netleşmesine yol açıyor. İşte o anda Matthew, hayatta sahip olduğu ve sahip olmak istediği her şeyin hiçliğe karıştığını anlıyor. Bu düşünceyle birlikte kendini sokağa atıyor ancak nereye gitmesi gerektiğiyle ilgili hiçbir fikri yok. Yürüyor, düşünüyor, yürüyor...

Artık evsiz kaldığına göre Matthew Swift şimdi nereye gidecek? 
Şu "biz" konusu da ne öyle? Bu vücudu kiminle paylaşıyor? 
Ve en önemlisi de... onu kim öldürdü ve kim hayata geri döndürdü? 

Aslında kitabın konusunun ilgisi çekici olduğunu düşünmüştüm fakat yazarın üslubuyla ilgili olumsuz düşünceler edindim. Henüz kitabın başında olduğumdan, yazarın heyecanlı gelişmeler eşliğinde beni okumaya ikna etmesini bekliyordum ancak o öyküyü detaylara boğmuştu ve bu da okuma isteğini satır satır yok etti.

6 Ağustos 2013 Salı

Özel Röportaj: Stacey Jay ile "Dead on the Delta" Üzerine

Thank you, Stacey Jay!


stacey-jay_VampirellaninGuncesi


Büyük üstat William Shakespeare'in ölümsüz eseri Romeo and Juliet/Romeo ve Juliet'in modern ve fantastik bir yeniden yorumu olan Juliet Immortal/Ölümsüz Juliet'in yazarı Stacey Jay ile Türkiye'de yayın gününü bekleyen urban fantasy'si Dead on the Delta hakkında ufak bir söyleşi yapma fırsatım oldu. Kitabın ülkemizde ne zaman yayımlanacağı konusu gizemini korusa da merakla bekleyen okurlar için ideal bir sohbet olduğunu düşünüyorum.


5 Nisan 2013 Cuma

İnceleme: Bazı Kızlar Isırır



Merit hayatı sonlanmak üzereyken vampire dönüştürülüyor fakat toplumda varlıklarını sürdüren vampirlerden biri olmak istemiyor. Dahası, kendisini ölümden kurtaran Cadogan vampirlerinin lideri Ethan ile bariz bir şekilde birlikte olmak istemesine rağmen ön yargılı ve fevri davranışlar sergiliyor ki bir tür aşk-nefret ilişkisine dayalı cinsel gerilim unsuru da kitaba ekleniyor. İşte bunlar, 408 sayfalık kitabın temelini oluşturuyor.

14 Ocak 2013 Pazartesi

Türkçe Edisyonu Çıkacak: Dead on the Delta

Birkaç sene öncesine kadar güncel fantastik edebiyat örneklerini dilimizde okuma fırsatına sahip değildik. O karanlık günler geride kaldı. Artık hem gençlere hem yetişkinlere hitap eden fantastik eserler hızla dilimize kazandırılıyor.

Ara sıra urban fantasy türünün başarılı örneklerine de değiniyorum, bilidiğin gibi. Her ne kadar yetişkinleri hedef alsa da gençler arasında da oldukça popüler olan bu alt türün Türkçe edisyonlarına bir yenisi daha ekleniyor: Dead on the Delta.



2013 yılı içinde Türkçe olarak okuyabileceğimiz kitaplar arasında yer alan Dead on the Delta, vahşi periler, cinayet ve Güneyli misafirperveliğiyle örülü aksiyonu bol, yüksek tempolu, kendini ciddiye almayan, seksi ve eğlenceli bir kitap.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Pek Yakında: Deadlocked (by Charlaine Harris)


Charlaine Harris'in dünya çapında başarı yakalayan Sookie Stackhouse serisinin 12. devam kitabı Deadlocked tamamlandı ve an itibariyle yayına hazırlanıyor.


Çıkış tarihi henüz belirli olmayan roman hakkında detaylı bilgi olmasa da yazarın blogu serinin sadık hayran kitlesine birkaç ufak ipucu veriyor. Bu kitapta, Sookie kaçırılacak ve gelişen olaylarda "öldüğünü düşündüğümüz birinin" aslında ölmediğini öğrenmiş olacağız. Kısacası, gizem ve gerilim yine True Blood dozunda harmanlanmış olacak.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

İnceleme: Succubus Blues





Richelle Mead tarafından kaleme alınan Succubus Blues sıradışı bir urban fantasy serisinin ilk kitabı. Mead'in yarattığı doğaüstü varlıklarla çevrili bu evrende, ismini Georgina Kincaid olarak lanse eden bir succubus'ın sıradışı günleri ve geceleri anlatılıyor.

Succubuslar, erkeklerin ruyalarına girip onları baştan çıkartan şeytanın çocukları olarak bilinir. Georgina Kincaid, geceleri bu görevini yerine getirirken gündüzleri normal bir hayat sürmeye çalışan genç ve güzel bir kadın. Gündüzleri bir kitapçıda çalışan Georgina, "normal" bir hayat tarzı olduğuna çalışma arkadaşlarını inandırabilecek kadar da profesyonel bir succubus.

Bu tip doğaüstü varlıkların bahsi açıldığında, en merak edilen konuların başında yetenekleri gelir hiç şüphesiz. Kincaid'in yapabilecekleri arasında, müthiş bir hızla görünüş/şekil değiştirme geliyor. Bu etkileyici 'shapeshifting' yeteneği her ne kadar "gece görevlerinde" pratik ve yararlı olsa da kullanmak tehlikeli olabiliyor; neticede bu değişim Georgina'nın enerjisinin bir kısmını da beraberinde götürüyor. Enerji kazanmak için kurbanlara ihtiyaç duyan karakterimiz, kurbanının bekaret/masumiyet ölçüsüne göre enerji kazanabiliyor. Kitabın başlarında şahit olduğumuz gibi, eğer bakir bir erkeği baştan çıkartırsa yüksek miktarda güç kazanıyor, adeta ışık saçıyor. Birkaç gün süreyle yayabildiği bu ışık sayesinde de tüm erkeklerin dikkatini üzerinde toplayabiliyor. Daha çekici, sempatik ve karşı konulmaz bir hal alıyor. İnsanlar anlam veremese de Georgina'ya doğru adeta sürükleniyorlar.

Tüm bu ana hatlara yazarın kullanmış olduğu renkli tasvirleri ve eğlenceli sözcük seçimlerini de eklerseniz ortaya yer yer güldüren egzantrik maceralarla dolu bir roman çıkıyor.


Orijinal Adı: Succubus Blues (Georgina Kincaid, #1)
Yazar: Richelle Mead
Anahtar Kelimeler: Succubus, Şehvet, Macera, Shapeshifter, Aşk.
Puan: 4

26 Temmuz 2011 Salı

İnceleme: Deniz Tanrıçası

Birazdan yorumlarımı okuyacağınız kitap P.C. Cast tarafından kaleme alınan Goddes of the Sea/Deniz Tanrıçası adıyla yayımlanan, mitolojik tanrılar ve deniz yaratıklarıyla örülü yeni nesil fantastik bir eser.




Öncelikle, kitabın en çarpıcı yönünden bahsetmek istiyorum; yani hissettirdiği atmosferden. Avrupa'nın Karanlık Çağı'nda, kadınların aciz olarak etiketlenip güçlü varlıklar (erkekler) tarafından korunmaya muhtaç görüldüğü, güzelliğin sakınılması gereken bir günah gibi algılandığı zamanlardan bahsediyorum. Britanya tarihinden öğrendiğimiz kadarıyla, o günlerde eğer bir kadın süregelen aşağılanmalara ve çeşitli şiddet gösterilerine boyun eğmez ve sesini yükseltirse başına idama varan cezalar gelebilirmiş. Cadı olarak lanse edilip, sözüm ona şeytani güçleri nedeniyle yakılması dönemin güçlü erkeklerinin dudakları arasından dökülecek bir çift söze dayanırmış. Çifte standardın ayyuka çıktığı, erkeklerin dünyayı yönettiği o günlerde kadının düştüğü durum gerçekten içler acısıymış.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...