PS Vita etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PS Vita etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2014 Pazar

Oyun Günlüğü | The Game Diaries #14: Sweet Fuse: At Your Side

Amcasının kurduğu lunaparkın açılışına katılmak üzere yola çıktığında başına bunların geleceğini asla tahmin edemezdi. Tıpkı onun gibi açılışa katılmak üzere gelen insanların arasında sinirlerine hakim olmakta zorlanan bir escort, son derece ciddi görünüşlü bir dedektif, pek sosyalleşme taraftarı olmayan bir geek, pek çok konuda bilgili bir muhabir, sakin kalmayı hayat felsefesi edinmiş gibi duran bir falcı ve genç kızların hayranlıkla takip ettiği genç bir müzik yıldızı da bulunuyordu. Birden ortaya çıkan domuz kostümlü Count Hogstein, yedi zorlu oyunu bitirmezlerse parkı havaya uçuracağını söylediğinde onun da amcasını kurtarmak için gönüllü olmaktan başka seçeneği kalmadı.




İşte bu görsel romanın olay akışı böyle başlıyor. Spoiler vermemek adına derinlemesine yorumlamayacağım ama oynarken çok eğlendiğimi bir şekilde belirtmem gerek.

18 Ekim 2014 Cumartesi

Oyun ve Teknoloji Alışverişi: Part II

"Oyun ve Teknoloji Alışverişi" yazı dizisi, uzun bir yazıyla tekrar karşınızda.

Ülkemizin berbat ekonomisinde alım gücünün düşük, her şeyin de aşırı derecede pahalı olması gerekiyor. Öyle pahalı olsun ki dünyada rakibimiz olmasın. Bu nedenle, bazı Avrupa ülkelerinde fiyat artışı gözlenen PlayStation Plus üyeliğinde on iki aylık paketin ücreti 99 lirayken birden bire 149,99 liraya çıkartıldı. Gönderdikleri e-postayı alır almaz çılgınlar gibi ilk işim eski fiyatıyla satılan son paketlerden birini kapmak oldu. 

Böylece bu yazının konusu olacak ilk alışverişimi gerçekleştirdim:



  • 12 aylık PS Plus üyelik paketi

12 Ekim 2014 Pazar

Oyun Günlüğü | The Game Diaries #12: Metrico

Kim derdi ki o sıkıcı toplantılarda gözlerimizi ekrana dikip baktığımız kar/zarar oranları, adına yakışmayan dilimlenmiş pastalar, inişli çıkışlı grafikler bir gün özü korunmuş ama anlamı değiştirilmiş, hiç de sıkıcı olmayan, aksine yaratıcı ve estetik açıdan başarılı bulacağımız bir formda yeniden inşa edilerek önümüze getirilecek?




Metrico, ünik, şık ve zihni zorlayan bir oyun. Zor ama zevkli diye tanımlamak da mümkün. Farkını sadece estetik açıdan değil gameplay açısından da ortaya koyan  bu oyun, platformer türüne genellikle seyirci kalmayı seçen benim gibi oyuncuları bile cezbedebilecek cinsten.

16 Mayıs 2014 Cuma

Oyun Günlüğü | The Game Diaries #7: Destiny of Spirits

Free-to-play oyunlardan genellikle uzak durmayı tercih ederim. Fakat Destiny of Spirits'in nasıl bir büyüsü varsa, 20+ saat oynadım ve 40+ area temizledim. Ne tür bir oyun, nasıl oynanır, neden bağımlılık yaratıyor ve daha fazlası, işte bu yazıda.



Mitolojik tanrılar, yaratıklar, yöresel halk efsanelerinde yaşayan canavarlar, iblisler... Bu oyunda hepsi "spirit", yani ruh adıyla anılıyor. Dünyadaki kötülükler nedeniyle ruhlar alemi masumiyetini yitirmiş ve ortaya "kaos ruhları" çıkmış. Oyundaki görevimiz, "ruh çağırıp", topladığımız ordumuzla bu düşmanları yenmek ve önce bölgeler, sonra mıntıkalar açtırarak tüm dünyadaki kaos ruhlarını yok etmek. İskandinav mitolojisinden Freyja, Yunan mitolojisinden Prometheus, Hint mitolojisinden Gandharva, Kelt mitolojisinden Balor,  Çin mitolojisinden Zhuge Liang, Japon mitolojisinden Shoryu sonra Merlin, Robin Hood, T. Rex, Excalibur, Oberon... Bu oyunu özel kılan ruhlardan bazıları. = ) (bkz. List of Spirits.)


Peki, oyun nasıl işliyor? Oyundaki ruhlar arasında taş-kağıt-makas benzeri bir sistem söz konusu. Örneğin; fire/ateş ruhuna karşılık water/su ruhu sunarsanız, karşılaşmada avantajlı oluyorsunuz. Fakat hepsi bu kadar değil. Elinizdeki ruhlara sürekli level atlatmanız gerekiyor ki bu o kadar kolay değil. Metal elementine sahip bir ruhu, yine çağırdınız, savaşta kazandığınız ya da takas yaparak elde ettiğiniz aynı türdeki bir ruh ile birleştirdiğinizde level atlatma şansınız artıyor. Ara sıra oyunun hediye ettiği ve üzerinde "for merging" yazan özel ruhlar da level atlatmak için kullanılıyorlar. 30+ area/bölge sonrasında karşılaştığınız boss'lar o kadar zor ki oyunun en başından itibaren ruhlara level atlatıp, özellikle SR ve R (Süper Nadir ve Nadir diyelim) ruhlara yatırım yapmak çok mantıklı. Çünkü örneğin Common (Sıradan diyelim) ruhlar, belirli bir level'a kadar ulaşabiliyor ve tıkanıyorlar.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Oyun Günlüğü | The Game Diaries #6: Ne Oynasam? (PS Vita Edition)

En son yazdığım Oyun Günlüğü yazısının (bkz. Oyun Günlüğü | The Game Diaries #5) üstünden neredeyse üç hafta geçti ama upuzun bir yazıyla geri döndüm. Let the nerdness begin! = )



PlayStation Store'u şöyle bir gezdiğimde neredeyse her sayfadan alınacak üç beş oyun çıkartabiliyorum. (Bunun bir benzerini ancak kitabevlerinde yaşayabiliyorum.) İçgüdülerime göre hareket edersem, birkaç senemi sadece bu oyunları oynayarak geçirmem gerekebilir. = ) İşte bu nedenle eleme yapıp en çok ilgimi çekenleri listelemeye karar verdim. İşte bu yeni yazımda PS Vita'da en çok oynamak istediğim oyunlardan bahsettiğimi göreceksin.

30 Nisan 2014 Çarşamba

Alışveriş Notları: Farklı Türler (Part VI)

Üç manga, iki oyun. 

Sanırım, bu yazıya "Manga & Indie Edition" demenin bir sakıncası olmazdı. = )



Seneler önce Death Note anime serisine başlamış ve neredeyse bitirmiştim. Neredeyse diyorum, çünkü hatırlamadığım ve anlam veremediğim bir nedenle sonlarına doğru izlememeye başlamıştım. Çok sevmediğimden değil! Çünkü live action filmlerinden birini bile izlemiştim. Daha sonra manga serisini de okumaya başladım. Aslında Japonya'da okunan herhangi bir manga serisine kıyasla dehşete düşürecek kadar kısa. Ben de seriyi tamamlamak adına bir adım daha attım ve Vol. III ile Vol. IV arşivime katıldı. Diğer manga ise Naruto'nun ilk sayısı. Açıkçası, animesini sevdiğim için mangasına da göz atmak istedim. İşte bu online alışverişimi Gerekli Şeyler'de yaptım. Gayet D&R'dan da alabilirdim ama hem destek olmak hem de ücretsiz kargo olanağından yararlanmak daha güzel. 

27 Nisan 2014 Pazar

Ekran Başında: "Sword Art Online"

Zaman zaman izlediklerimden bahsedeceğim "Ekran Başında" isimli kategorinin ilk yazısına hoş geldin.




Birkaç gün önce bir internet sitesinde öncelikle Japonya'da çıkan bir PS Vita oyununun yerelleştirilip batıya getirileceği haberini okumuştum: Sword Art Online: Hollow Fragment. Aynı adı taşıyan popüler anime serisi ise bana tamamıyla yabancıydı. Bir forumda karşıma çıktıktan sonra izlemeye başladım ve topladığı ilgiyi hak eden bir seri olduğunu fark ettim. 



Evvela bilmeyenler ve keşfetmek isteyenler için animenin konusuna değinelim:

Beta testlerine katılan seçilmiş oyunculardan sonra Sword Art Online isimli MMORPG oyunu, kapılarını sadece 10.000 oyuncuya açar. Öyle büyük bir ilgi görür ki bazı oyun severler, günlerce sırada bekleyerek oyuna kavuşurlar. Oyunun en büyük özelliği, bugünlerde yine gündemimizde olan Virtual Reality aygıtlarının aşmış bir versiyonu olan Nerve Gear'dır. Dahili bataryası olan bu kask benzeri cihazı kafana geçirip yatağına uzanırsın ve oyun başlar. Dizinin ilk bölümünde ilk günün heyecanını yaşayan oyuncularla karşılaşıyoruz. Level kasmaya başlayanlar, etrafı gözlemleyenler, arkadaş edinmeye çalışanlar... Fakat ortada yanlış giden bir şeylerin olduğunu keşfetmeleri de uzun sürmüyor: Oyunun "log out" tuşu yok. İşte böylece herkes, oyuna hapsoluyor ve bu garip, tehlikeli macera başlıyor. 

13 Nisan 2014 Pazar

Alışveriş Notları: "Goddess of Spring" ve Diğerleri


Bir albüm, bir kitap, bir oyun ve bir kulaklık!

Mart'ın sonunda PS Vita aldıktan sonra yaptığım alışverişleri tahmin edebilirsin. Taşıma çantası, ekran koruyucu filmi, hafıza kartı... Tüm bu ufak tefek teknolojik harcamaların haricinde aldıklarımı bu yazıda aktaracağım sevgili okur.

Biliyorsun ki Placebo'yu çok severim. Son albümleri Loud Like Love çıktığında ve nereden alsam, nasıl alsam diye düşündüğüm sırada henüz Türkiye'ye gelmemişti. Geçen gün iTunes'dan dijital olarak almaya karar verdim. İlk dinleyişte bu albümden en sevdiğim şarkı "A Million Little Pieces" oldu. Bahsetmeye başlarsam, hakkını vermek için eskiden olduğu gibi "music blogger" kimliğime bürünmem gerekir. = )


Gelelim aldığım kitaba! "Hafif" bir şeyler okumak istediğinde eminim ki aklına gelen yazarlar vardır ve önce bu isimlerin kitaplarına yöneliyorsundur. Benim için bu yazarlardan biri P.C. Cast. Goddess Summoning/Tanrıça kitap serisinden daha önce Goddess of the Sea/Deniz Tanrıçası'nı okumuş ve beğenmiştim. Bu serinin ikinci kitabını da arşivime ekledim: Goddess of Spring/Bahar Tanrıçası. Kütük gibi gözükse de büyük ihtimalle bir çırpıda okunacak bir kitaptır. = )

Bildiğin gibi tüm dünyada indie oyunlar altın çağını yaşıyor. Tüm o grafik kalitesi yüksek AAA oyunları bir yana bırakıp bu ilk bakışta basit görünen ama aslında hiç de basit olmayan oyunları oynuyoruz. Yaratıcılıkta sınır tanımayan, bazen tek bir kişiden oluşan küçük oyun şirketleri, karşımızda muhteşem oyunlarla çıkıyorlar. Bu yazıda bahsedeceğim indie, Fez adını taşıyor.

29 Mart 2014 Cumartesi

Oyun Günlüğü | The Game Diaries #4: Sound Shapes

İlham verici, ünik ve çok eğlenceli.


Birkaç gün önce kendime bir PS Vita aldım. Bir süredir sahip olmak istediğim bu harika konsola biraz alışmak için daha önce PS3'de kısa süreliğine oynadığım Sound Shapes'i yükledim. Oyunda ilerledikçe benim gibi türe temkinli yaklaşan bir oyuncunun bile övgüyle bahsedeceği platformerlar olduğuna inandım. Asıl iş, bu oyunlara denk gelebilmekmiş! İşte bu yazının konusu, PS Vita'daki ön ve arka dokunmatik ekranla birlikte daha eğlenceli bir deneyime dönüşen bu muhteşem oyun.



Sound Shapes, özünde bir müzik oyunu. Çiçekler, bulutlar, hatta canavarlar bile bu oyunda melodiler üretiyorlar. Amaç, ormanda, su altında, şehirde, gökyüzünde, aklınıza gelebilecek her türden mekanda sağa sola serpiştirilen notaları toplayarak belirli bir müzik parçasını tamamlamak. Aldığınız ilk nota ile birlikte müzik başlıyor, notaları topladıkça müzik gelişiyor ve bazen zor da olsa tüm notaları toplamak için defalarca denemeyi göze alıyorsunuz. Bu nedenle bazı şarkıları beş dakikada tamamlarken, bazılarını on beş dakikada tamamlıyorsunuz. Oyun, küçük, sevimli ve cingöz canavarları ile kimi zaman oyuncuyu zorluyor. Başarılı olamadığınız anlarda şu Mario oynayan küçük kız gibi bir anda patlayıp "Yapmıştım! Yapmıştım!!!" diye feryat edebilirsiniz. = )

19 Şubat 2014 Çarşamba

TBR & Backlog: Okunacak Kitaplar & Oynanacak Oyunlar

Fiziksel kitap listemi şişirmemek, gerçekten seveceğimi düşündüğüm kitapları alarak büyütmek, benim için çok önemli. Soldaki bu görsel, şu anda okunmayı bekleyen kitaplarımı gösteren bir kare. Tek tek incelemek gerekirse, kitaplar şöyle:


*Linkler Goodreads'e gider.

Kitapların adını elimdeki baskısına göre yazdım. Yani, İngilizce baskıysa, İngilizce adıyla listemde. Aslında kitaplığımı iyice incelesem bu listeye birkaç kitap daha eklenir. En iyisi şimdilik böyle bir maceradan uzak durmak. = )

Şimdi gelelim 2012'ye girerken aldığım PS3'de "oynanmayı bekleyen" oyunlarıma. Çoğu PS Plus güzelliği niteliğinde dijital, sadece birkaçı fiziksel.


Aşağıdaki listede ise 27 Mart'ta aldığım PS Vita konsolumda oynayacağım bazıları PS3 ve PS4 ile ortak olan (cross-buy) oyunlarım:



PC'de ise şu oyunlar var:


**Linkler Metacritic'e gider.


Şimdi tüm mesele, içlerinden bir tanesini seçmekte!

***Hey, bu liste eski. Güncel hali burada.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...