konusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2017 Perşembe

Ön İnceleme: Karen M. McManus'ın İlk Kitabı Birimiz Yalan Söylüyor


2017'de çıkış yapan yazarlardan biri de Karen M. McManus'dı. Geçtiğimiz günlerde ilk genç yetişkin denemesi One of Us Is Lying/Birimiz Yalan Söylüyor, ülkemizdeki okurların da beğenisine sunuldu. 1985 tarihli The Breakfast Club/Kahvaltı Kulübü filminden esinlenerek kaleme sarılan yazar, farklı kişilik özelliklerine sahip bireylerin şartlar gereği aynı ortamda bulunması ve birbirleriyle etkileşime geçmesi fikrinin hep ilgisini çektiğini belirtiyor. Bir suç romanı olma özelliği de taşıyan bu metni, bu yazıda mercek altına alacağız.

Yurtdışında 30 Mayıs 2017'de Delacorte Press'ten çıkan One of Us Is Lying/Birimiz Yalan Söylüyor, bu seneki Goodreads Ödülleri'nde Young Adult Fiction/Kurgusal Genç Yetişkin Kitabı dalında adaydı fakat kazanmaya yetecek kadar oy alamadı. Diğer yandan, bir grup liselinin ortak büyük sırrına odaklanan bu romanın, tam da 13 Reasons Why/Ölmek İçin On Üç Sebep'in geniş bir kitleye ulaşan Netflix uyarlamasının ardından piyasaya çıkmış olması belki de en büyük şansıydı.



Kısımlara, sonrasındaysa farklı karakterlerin bakış açılarıyla anlatılan bölümlere ayrılmış romanın en başında Bayview Lisesi'nden Simon Kelleher ve Bronwyn Rojas bize takdim ediliyor. Simon, Silikon Vadisi'nde aldığı kodlama eğitimin ardından öğrendiklerini bir mobil uygulamayla ifade etmiş ancak bu sıradan bir uygulama değil. Okuldaki gizli kapaklı işleri tüm çıplaklığıyla aktaran bir tür dedikodu hattı da denilebilir. Evet, nereden baksan pis ve tehlikeli bir iş bu Simon'ınki. Nasıl olmuş da başına bir şey gelmemiş diyorsun. Sonra bir bakıyorsun ki...

10 Ekim 2017 Salı

Ön İnceleme: John Green'in Yeni Kitabı Turtles All the Way Down

Daha önce blogumda John Green'in Turtles All the Way Down isimli yeni bir romanla okurların karşısında olacağını yazmıştım. Genç yetişkin kitapları denince akla gelen başarılı yazarlardan birinin, uzun bir sessizliğin ardından müjdelediği yeni kitabı elbette ki takip listemdeydi. Kitabın yayımlanmasıyla birlikte ön inceleme niteliğinde bir yazı yazmaya karar verdim ve şimdi karşınızda duruyor!
Evvela belirtmeli ki kitap orijinal metniyle bugün raflara girdi ancak Türkçe baskısının ne zaman yayımlanacağı hakkında bilgi yok. Yazarın resmi web sitesinde kitabın hangi ülkelerde ne zaman yayımlanacağını gösteren bir liste var ancak maalesef Türkiye bu listede yer almıyor.

Aslına bakarsanız, sizinle kitabın ilk bölümünü "ön okuma" adı altında paylaşabilirdim. Hem de Türkçe! Ancak bundan son anda vazgeçtim ve okuduğum kadarını kısaca anlatmaya ve yorumlamaya karar verdim. Böylesi çok daha eğlenceli.

John Green'in OKB (obsesif kompülsif bozukluk) hastası olduğunu duymuş olabilirsiniz. Bu yeni kitabın irdelediği temel mesele de bu aslında. Henüz ilk bölümdeyken yazarın yarattığı yeni karakterin, yani on altı yaşındaki Aza'nın, çok gürültülü bir okul kafeteryasında yemek yediği esnada vücudundaki parazit organizmalar hakkında düşünmeye başladığına şahit oluyoruz. Bitkileri ve hayvanları çiğneyip yemek borusundan aşağı ittirmeyi iğrenç buluyor. Vücudundaki bakterilerin yediklerine nasıl saldırdığını hayal etmeye başlıyor ve bu düşüncelerin sonu bir türlü gelmiyor. Aza, düşünce zincirine yeni halkalar eklendikçe geriliyor ve etrafını saran gerçeklikten kopuyor. Birlikte yemek yediği insanların sohbetine bir türlü katılamıyor ve kendini cep telefonunu çıkartıp Wikipedia'da mikrobiyomla ilgili bir sayfayı  tekrar okurken buluyor.

22 Haziran 2017 Perşembe

John Green'in Yeni Romanı Hakkında Her Şey

John Green, sadece yüz on gün sonra raflarda olacak yeni genç yetişkin romanı Turtles All the Way Down'ı duyurdu. Dünyanın dört bir yanındaki okurları heyecanlandıran bu haber ve tüm ayrıntıları burada.


Kitabın ismi, Alfa Kitap'ın ülkemizde temsil ettiği Stephen Hawking'in, A Brief History of Time/Zamanın Kısa Tarihi kitabında aktardığı bir anekdotla popülerleşmesini sağladığı, günlük hayatta kullanılan bir deyim. Şöyle ki:

"Günlerden bir gün ünlü bir bilim insanı (Bertrand Russell olduğunu söyleyenler var) astronomi konusunda halka açık bir ders vermekteymiş. Dünyanın güneşin etrafında nasıl döndüğünü, keza güneşin de galaksimizin, dev bir yıldız topluluğunun merkezi etrafında nasıl döndüğünü anlatmış. Dersin sonunda arka sıralardan kısa boylu yaşlı bir kadın ayağa kalkarak sözü almış: 'Bize anlattığın her şey saçmalık. Dünya aslında dev bir kaplumbağanın sırtında duran bir düzlükten ibarettir.' Bilim insanı biraz üstten alarak gülümseyip yanıt vermiş: 'Peki, kaplumbağa neyin üzerinde duruyor?' 'Sen çok zekisin, genç adam, çok...' demiş yaşlı kadın. 'En aşağıya kadar hep kaplumbağa var işte!'"


Kitabın henüz resmi bir kapağı ya da detaylandırılmış bir Goodreads sayfası yok ancak yine de tam buraya tıklayarak okunacaklar listelerinize ekleyebilirsiniz.

4 Haziran 2017 Pazar

Yeni Kitap: Ramona Blue (by Julie Murphy)

2015'te Dumplin' isimli romanıyla popüler yazarlar arasına giren Julie Murphy'nin Ramona Blue'su, sosyal medyada büyük bir tepkiyle karşılandı.



Katrina Kasırgası, Ramona'nın hayatını sonsuza dek değiştirmiştir. O günden beri ailesiyle birlikte tüm zorluklara göğüs geren genç kızın emin olduğu üç şey vardır: kızlardan hoşlanıyordur, ailesine son derece bağlıdır ve kaderinde içinde yaşadığı karavandan daha fazlası yazılıdır. Bir gün eski bir yüzücü olan çocukluk arkadaşı Freddie'yle tekrar bir araya gelir ve hem yüzmeye hem de Freddie'ye bağlanırken emin olduğunu sandığı her şeyi bir kez daha gözden geçirir.

Ne düşünüyorsunuz?

Mesele şu ki bu romanın tanıtım bültenine şöyle bir bakınca ortaya "lezbiyen bir genç kızın doğru erkeği bulunca aslında lezbiyen olmadığını anlaması" gibi farklı cinsel tercihlere sahip bireylerin sıkça duydukları ve duymaktan bıktıkları bir fikir çıkıyor. Bu nedenle kimi okurlar tepki gösteriyor ve el birliğiyle kitabın Goodreads'teki ortalama puanını düşürüyorlar. Sonunda yazar Twitter'da tepki gösteren bir okura biseksüel olduğunu ve kitabının da biseksüellikle ilgili olduğunu yazıyor ancak tahmin edebileceğiniz gibi konu burada kapanmıyor. 

Hem yazarın hem yayınevinin bu hassas konuya yaklaşırken gözden kaçırdıkları bir şeyler mi oldu yoksa kitabın bu haliyle daha fazla ilgi çekeceğini mi düşündüler? Karar sizin.

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Yeni Kitap: Warcross (by Marie Lu)

Ülkemizde de yayımlanan Legend/Efsane üçlemesiyle dünyanın en gözde genç yetişkin romancıları arasına katılan Marie Lu'nun hayranlarını heyecanlandıran yeni bilim kurgu/gerilim serisi Warcross, ilk kitabıyla eylül ayında karşımızda olacak.



Warcross, dünyanın dört bir köşesinden oyun severlerin göz bebeği olmuş çevrimiçi bir oyundur. Öyle ki her gün oynayan milyonlar için artık sadece bir oyun değil, bir yaşam tarzıdır. Kimisi gerçeklerden kaçmak için kimisiyse para kazanmak için oyuna katılmaktadır. Hacker Emika Chen ise yasadışı yollardan bahis oynayanların peşine düşerek yolunu bulmaya çalışır. Ancak bir an evvel para kazanması gerektiğinde büyük bir risk alarak davet edilmediği Warcross Şampiyonasının açılış oyununa girer ve ezkaza kendini yarışmanın göbeğinde bulur. Tutuklanacağını düşünürken tam tersi olur ve yeteneğinden etkilenen oyunun yapımcısı Hideo Tanaka ona geri çeviremeyeceği bir teklifte bulunur.

Nasıl?
Okumaya değeceğini düşünüyor musunuz?

Ready Player One/Başlat ve Erebos gibi kurgunun kilit noktasında oyunların yer aldığı romanları seviyorsanız, Marie Lu'nun yeni kitabı da sizi içine çekebilir. Üstelik bu kez hikayenin bir kısmı Tokyo'da geçiyor.

30 Ocak 2016 Cumartesi

İnceleme: The Deal

*Düşük dereceli spoiler alarmı.

Off-Campus serisinin ilk kitabında yazar Elle Kennedy, bizi, biri müzik eğitimi alan ve yeteneğiyle burs ödülü almaya çalışan, diğeri ise tarih okuyan ancak tek hayali takımıyla birlikte hokey şampiyonluğuna kavuşmak olan iki hırslı üniversiteli ile tanıştırıyor.



Kitabın başında söze başlayan Hannah, yaşadığı trajik bir olaydan sonraki beş senelik süreçte sadece iki erkeğe karşı bir şeyler hissedebildiğini söylüyor. Birisi onu terk eden eski sevgilisi, birisi ise altı haftadır aynı ortamda bulunduğu halde bir türlü dikkatini çekemediği Justin. Hannah'dan sonra ise söz alma sırası Garrett'a geliyor. Garrett, kızları kolayca etkilemeyi başaran ama hayatında hokeyden başka bir şeye yer açmak istemeyen gri gözlü bir "jock". Üniversite eğitimi bittiğinde profesyonel kariyerine başlayacağından emin ve eğitimi devam ederken tek yapmak istediği de takımıyla birlikte kolej hokeyinde şampiyonluk kupasını kaldırmak. Ancak geçmek zorunda olduğu bir dersten F aldığında bu sıkı sıkıya bağlı olduğu okul takımına veda etmemek için dersi geçen tek kızdan yardım istemek zorunda kalıyor. Karşılığında kıza ne verebileceğini anlaması için ise biraz gözlem yapması yetiyor. İşte böylece iki gencin bir araya gelme süreci başlıyor.

Öncelikle belirtmem gerekir ki kitaptaki birçok şey ortalama Türk okurunu "dışarıda bırakan" cinsten. Örneğin; frat'in ne olduğunu bilmeyen birine sırf anlatmaya çalışmak adına söz gelimi "öğrenci kulübü" dediğinizde kelimenin içi neredeyse tamamen boşalmış oluyor. Üniversite kültürünün içinde koskoca bir kültür söz konusu. Kim olduklarını, neyi nasıl yaptıklarını bilmeden kitaptaki kızların frat partisine gitmeleri, okur için pek bir anlam ifade etmeyecektir. Okur o anda ya bunun ne olduğunu düşünecek ve kafasında canlanması gereken sahneler canlanmayacak ya da üstünde durmadan devam etmeyi seçecek. Velhasıl, birçok okurun birçok kez "muhabbete Fransız kalması" söz konusu olacak. Tıpkı kitabın bir bölümünde Garrett'ın bir sorority sister'la yattığını hava atarcasına belirtmesi ve sonrasında Justin'in Kappa Beta kızlarıyla çıktığını Hannah'nın kulağına çıtlatması gibi. Bunlar konuya hakim olmayanlara detay olarak gözükebilir ancak kitabın kapağında bize göz kırpan "anlaşmanın" zeminini oluşturuyor.

20 Ekim 2015 Salı

Yeni Kitap: Dangerous Lies (by Becca Fitzpatrick)

Hush, Hush serisiyle adını dünyaya duyuran Becca Fitzpatrick'in gençler için kaleme aldığı yeni romanı, 10 Kasım'da Simon & Schuster etiketiyle raflarda olacak.




Black Ice/Siyah Buz'da olduğu gibi yazar bir kez daha okurlarının gizem ve gerilim yüklü bir roman okumasını amaçlamış. Sıkı takipçilerim özgün metniyle okuduğum Black Ice/Siyah Buz'la ilgili görüşlerimin pek de olumlu olmadığını bilirler. (Beş üzerinden iki vermiştim!) Umarım bizi çok daha iyi bir kitap bekliyordur.

Büyük bir suça tanıklık eden Stella Gordon, güvenlik sebebiyle hiç bilmediği bir yere, Nebraska'ya gönderilir. Annesinin uyuşturucu tedarikçisini öldüren adama karşı mahkemede şahitlik yapacaktır. 

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Dangerous Lies'ı okumak ister miydiniz?

13 Ekim 2015 Salı

Yeni Kitap: Life and Death: Twilight Reimagined (by Stephenie Meyer)

Twilight/Alacakaranlık serisinin onuncu yıl dönümü şerefine 6 Ekim'de yeni bir baskı satışa sunuldu. Gelin birlikte bu yeni baskıdaki Life and Death: Twilight Reimagined isimli kitaba birlikte göz atalım.



Herkes gibi ben de Stephenie Meyer'ın -illa ki seriye bir şekilde devam etmek istiyorsa- Edward Cullen'ın bakış açısıyla olayları aktaran Midnight Sun'ı tamamlamasından ve piyasaya sürmesinden yanaydım. Ancak şu anda bambaşka bir şeyle karşı karşıyayız. Life and Death: Twilight Reimaged'de o çok sevdiğimiz dünyayı tekrar ziyaret etmesine ediyoruz ama bu sefer tüm karakterlerin cinsiyetleri farklı.

Artık Isabella/Bella yok, yerine erkek versiyonu Beaufort/Beau var. Edward yok, yerine kadın versiyonu Edythe var.

İlginizi çekti mi?

28 Mayıs 2015 Perşembe

Lauren Kate'in Fallen Serisi Devam Ediyor!

Dördüncü kitabı yurtdışında 2012'de yayımlanan Lauren Kate'in Fallen/Düşüş serisi, şaşırtıcı bir hamleyle devam ediyor. Birlikte 10 Kasım 2015'te yayımlanacak Unforgiven'a şöyle bir göz atalım.



Açıkçası ben seriyi ikinci kitabında bırakmıştım. Karakterleri hayal meyal hatırlıyorum... "Her öykünün karanlık bir yanı vardır," tagline'ı ile sunulan bu yeni kitapta Cam'in hikayesi işleniyormuş. Onu da pek hatırladığım söylenemez ancak eminim ki serinin hayranlarını heyecanlandıran bir gelişmedir.

21 Mayıs 2015 Perşembe

Veronica Rossi'nin Yeni Serisi: Riders

Yurtdışında 2 Şubat 2016'da başlayacak yeni Veronica Rossi serisine birlikte göz atalım.



Bildiğiniz gibi Veronica Rossi, adını kitap severlere Under the Never Sky/Sonsuz Gökyüzünün Altında ile duyurdu. Bestseller olan bu serinin ardından ise karşımıza yukarıda kapağını gördüğünüz 384 sayfalık yeni kitabı Riders ile çıkacak. Ardından ise aynı evrende geçen ama başka bir karakter tarafından anlatılacak olan Seeker isimli kitap gelecek.

23 Şubat 2015 Pazartesi

Ekran Başında: Death Parade

Balayındaki Takashi ve Machiko trafik kazası geçirince kendilerini Quindecim isimli bir barda buluyorlar. Olanları hatırlamadıkları gibi içinde bulundukları ortama ve onlara "ölümüne oynamaları" gereken bir oyun seçtiren donuk bakışlı barmene de pek bir anlam veremiyorlar. İlk tepkileri saçma sapan konuştuğunu düşündükleri bu son derece ciddi görünüşlü adamdan uzaklaşıp barı terk etmek oluyor. Fakat bu imkanlar dahilinde değil. Sonunda biraz korkudan, çoğunlukla da çaresizlikten oyunu oynamayı kabul ediyorlar.

İşte Death Parade böyle başlıyor.



Japonya'da 9 Ocak'ta yayınlanan çarpıcı ilk bölümün hemen ardından tüm bunların neden yapıldığını, oyunun amacının ne olduğunu açıklamaya, kafalardaki bazı soruları cevaplamaya başlıyorlar. Besbelli bir tür araf olan bölgede ölen insanların gerçek yüzlerini görmemiz sağlanıyor. Sırların nasıl ortaya döküleceğinin, nasıl yüzeydeki görüntünün yerle bir olup gerçeklerin ortaya serileceğinin ustalıkla işlendiğini daha önce de sanatın birçok dalında görmüştük. Bu animede de aynı yoldan giderek ilgiye değer bir kurgusal zemin hazırlanmış.


Karakterlere gelecek olursak, ilk olarak bizi karşılayan Decim'e değinmemiz gerekir.

Çarpıcı koleksiyonunun ve örümcek ağlarının da etkisiyle Decim'in serinin en çok merak uyandıran karakteri olduğunu söyleyebiliriz. Sağı solu belli olmayan ve Decim'e her fırsatta patronu olduğunu belli eden Nona da bölümler ilerledikçe bizi yeni karakterlerle tanıştırıyor ve olan bitenle ilgili en çok bilgiyi de aslında onun sayesinde öğreniyoruz. Yani bir işe yarıyor! Hafızasını kaybetmesine rağmen bara geldiğinde ölü olduğunun farkında olan tek insan olarak Decim'in yardımcısı olmaya hak kazanan "siyah saçı kadın" gibi karakterler de var ki gizem dozunu iyice artırıyorlar.

15 Ocak 2015 Perşembe

Ekran Başında: Brynhildr in the Darkness

Lynn Okamoto'nun Gokukoku no Brynhildr/Brynhildr in the Darkness'ından uyarlanan on üç bölümlük anime serisi, cadı denilen ama cadıdan çok süper güçleri olan insanlara benzeyen kızların ve bu kızlardan özellikle birini kurtarmak için canını ortaya koyan liseli bir gencin yaşadıklarına odaklanan, yer yer duygusal yer yer komik ama daima aksiyon dolu bir seyirlik.



2014'te bir öğle vakti NHK World izlerken denk geldiğim animeyi sonunda tam manasıyla keşfettim. Fotojenik hafızası olan Ryouta Murakami'nin bir kazada yitirdiği ve unutamadığı çocukluk arkadaşı Kuroneko'nun birebir kopyası olan Neko Kuroha ile tanışmasıyla başlıyor her şey. Neden bu kadar benziyor, yoksa o mu, değil mi derken kendini bu kızın ve arkadaşlarının hayatının ayrılmaz bir parçası olarak buluveriyor. Artık onlar için yapmayacağı bir şey kalmıyor ve defalarca kendini tehlikeye atıyor. Buraya kadar gayet ilgi çekici bir bilim kurgu/gerilim serisi gibi duruyor, değil mi? Üstüne bir de (onuncu bölümde death metal'imsi bir şeyle değiştirilmeden önceki) muhteşem açılış müziğini ekleyin. Güzel. Ancak beğenmediğim yönleri de var.

27 Nisan 2014 Pazar

Ekran Başında: "Sword Art Online"

Zaman zaman izlediklerimden bahsedeceğim "Ekran Başında" isimli kategorinin ilk yazısına hoş geldin.




Birkaç gün önce bir internet sitesinde öncelikle Japonya'da çıkan bir PS Vita oyununun yerelleştirilip batıya getirileceği haberini okumuştum: Sword Art Online: Hollow Fragment. Aynı adı taşıyan popüler anime serisi ise bana tamamıyla yabancıydı. Bir forumda karşıma çıktıktan sonra izlemeye başladım ve topladığı ilgiyi hak eden bir seri olduğunu fark ettim. 



Evvela bilmeyenler ve keşfetmek isteyenler için animenin konusuna değinelim:

Beta testlerine katılan seçilmiş oyunculardan sonra Sword Art Online isimli MMORPG oyunu, kapılarını sadece 10.000 oyuncuya açar. Öyle büyük bir ilgi görür ki bazı oyun severler, günlerce sırada bekleyerek oyuna kavuşurlar. Oyunun en büyük özelliği, bugünlerde yine gündemimizde olan Virtual Reality aygıtlarının aşmış bir versiyonu olan Nerve Gear'dır. Dahili bataryası olan bu kask benzeri cihazı kafana geçirip yatağına uzanırsın ve oyun başlar. Dizinin ilk bölümünde ilk günün heyecanını yaşayan oyuncularla karşılaşıyoruz. Level kasmaya başlayanlar, etrafı gözlemleyenler, arkadaş edinmeye çalışanlar... Fakat ortada yanlış giden bir şeylerin olduğunu keşfetmeleri de uzun sürmüyor: Oyunun "log out" tuşu yok. İşte böylece herkes, oyuna hapsoluyor ve bu garip, tehlikeli macera başlıyor. 

22 Ağustos 2013 Perşembe

Muhteşem Kapaklar: The Winner's Curse

Brooklyn College'ın İngiliz Edebiyatı profesörlerinden Marie Rutkoski'nin yeni kitabı The Winner's Curse'ün kapağı tekrar tekrar bakma isteği uyandırıyor. Nedeninin ise model ya da betimlenen duygu değil de büyük oranda yazı karakteri ve kamera açısı olduğunu düşünüyorum.




In the tradition of Kristin Cashore and Cassandra Clare comes this brilliant, unputdownable, star-crossed romance about the curse of winning.


Bu yeni genç yetişkin tarihi/fantastik romanında, Valoria isimli bir krallıkta evlenmek ya da orduya katılmak arasında bir seçim yapmaya zorlanan Kestrel'in yaşadıkları aktarılıyor.

*Yazarın "The Real Reason Why Grown-Ups Love Young-Adult Fantasy Books" isimli makalesine göz atabilirsiniz.

22 Mart 2013 Cuma

Yeni Kitaplar: "All the Truth That's in Me" (by Julie Berry)

Konuşabilseydi ona neler söylerdi?

all-the-truth-thats-in-me_VampirellaninGuncesi


Yazar Julie Berry'nin ilk genç yetişkin romanı All the Truth That's in Me, yaşadığı travma sonunda konuşma yeteneğini kaybeden Judith isimli bir genç kızın hikayesini anlatıyor. Judith, çocukluğundan beri tanıdığı Lucas'a aşık fakat aşkını dile getiremiyor.


Editörü tarafından Emma Donoghue imzalı Room/Oda ve Kazuo Ishiguro'nun (çok sevdiğim) Never Let Me Go/Beni Asla Bırakma kitabına benzetilen romanın kapağını belirlemek için de ekstra çaba gösterilmiş. Son olarak, kitabın yurtdışında Eylül ayında satışa sunulacağını da belirtmeliyim.

14 Mart 2013 Perşembe

İnceleme: Turned

Sanki bir oturuşta yazılmış ve ertesi sabah okura sunulmuş gibi.



*Düşük dereceli spoiler alarmı.

Morgan Rice'ın okuduğum ilk kitabı Turned, Türkçe edisyonundaki adıyla "Değişim", dil bilgisi ve devamlılık hatalarıyla, sunmasını beklediğim okuma zevkini baltalıyor. Dahası, aslında ilginç olabilecek bir vampir mitini, karakterlerin inandırıcılıktan uzak, yapay davranışları gölgeliyor.

17 Şubat 2013 Pazar

Yeni Kapak Tasarımı: Doll Bones

Nisan ayında Holly Black'in iki yeni kitabı Doll Bones ve The Coldest Girl in Coldtown'ın yayımlanacağını müjdelemiştim ve geçtiğimiz günlerde, The Coldest Girl in Coldtown için tasarlanan sade ama çarpıcı kapağı blogumda konuk etmiştim.  Şimdi sırada Doll Bones var!



Ortaöğretim çağındaki üç çocuğun, tesadüfen buldukları kemikler vesilesiyle çıktıkları macerayı anlatan kitabın yayın tarihinin ise 7 Mayıs (doğum günüm!) olduğu belirtiliyor.

17 Ekim 2012 Çarşamba

İnceleme: Velveteen

Tanıtım yazısı yazmak ayrı bir ustalık gerektirir. Öyle bir yazarsın ki elindeki vasat kitap, yüzlerce okurun ilgisini çeker, adından bahsettir. Yarattığın büyü, okur kitabı eline alıp, okumaya başlayana kadar varlığını sürdürür.




Kitabın tanıtım yazısında Bonesaw adında psikopat bir seri katil tarafından öldürülen Velveteen Monroe isimli hayalet kızın "öç öyküsünü" aktardığını okumuştuk. Fakat bu ilgi çekici konu, nedense kitabın sadece ufak bir kısmında kendisine yer bulabilmiş. Aslında, kitap Velveteen'in Araf'ta sıkışıp kalmış ruhlarla birlikte geçirdiği zamana odaklanıyor. Bunu henüz kitabın ikinci bölümündeyken anlıyorsunuz. Akabinde, sıkıcı, ortaya yeni bir şey sunmayan, bayıcı diyaloglar eşliğinde sabrınız yok oluyor ve size ballandıra ballandıra anlatılan, sözüm ona öç öyküsünün teğet geçildiğini keşfetmenizle de kitaptan büsbütün soğuyorsunuz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...