anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2016 Cuma

Ekran Başında: Yuri!!! on Ice

Yirmi üç yaşındaki Yuri Katsuki'nin hayatta önemsediği tek şey, artistik buz pateninde dünyanın en iyisi olmak... eh, bir de çocukluktan beri hayranı olduğu Rus şampiyon Victor Nikiforov var.




Sayo Yamamoto'nun yönettiği ve Mitsurō Kubo'nun yazdığı ユーリ!!! on ICE/Yuri!!! on Ice, eski sporcu Kenji Miyamoto'nun koreografisiyle buzda can buluyor. Zarif, enerjik, tutkulu sporcuların şampiyonalardaki performanslarını izlemek büyük bir keyfe dönüşüyor. Yuri her ne kadar altın madalyaya odaklanmış olsa da anime sadece onun bir sporcu olarak performansına odaklanmıyor. Bir hayal kırıklığının ardından sporu bırakma noktasına yaklaşan Yuri'nin büyük, belki de en büyük hayranı olduğu Viktor, ona hayatını sonsuza dek değiştirecek bir sürpriz yapıyor. Viktor, internette olay yaratan bir  videoda buzda kendisini neredeyse birebir taklit etmeyi başaran Yuri'yi gördüğünde çat kapı Japonya'ya gidiyor ve kendini Yuri'nin yeni antrenörü ilan ediyor. Böylece aralarında zamanla kurulacak güçlü bağın ve gelişecek derin sevginin temeli atılmış oluyor. O ana kadar romantik ilişkilere hiç kafa yormamış Yuri, Viktor'la yaşadıkları doğrultusunda sevginin ne demek olduğunu öğreniyor. Keşfettikleriyle birlikte hem bir birey hem de bir sporcu olarak gelişiyor.

2 Temmuz 2015 Perşembe

Oyun Günlüğü | The Game Diaries #19: Hatoful Boyfriend

*Güncelleme: Artık YouTube kanalımda Okosan ve Sakuya'nın hikayesini izleyebilirsiniz.

Kuş olmadığım halde neden bu okulu seçtiğim sık sık soruluyor. Uzun hikaye.





Oyunun açılışında ilk karşılaştığımız karakter (yani kuş) arkadaşımız Ryouka. İlk dönem resmen başladığında ise derslerde niyeyse sürekli uykuya dalan sınıf öğretmenimizle ve hemen sonrasında okula yeni gelen transfer öğrencisi Fransız asıllı asilzade Sakuya Le Bel Shirogane ile tanışıyoruz. Gerçi havalı ve burnu büyük Sakuya, "avam kamarasıyla konuşmaya hiç niyetli değil".


26 Haziran 2015 Cuma

Oyun Günlüğü | The Game Diaries #18: Otome Oyunları

Bugünkü yazımın konusu... Otome!

Yine bir Oyun Günlüğü yazısında bahsettiğim PSP oyunu Sweet Fuse: At Your Side'la o kadar çok eğlendim ki diğer otome oyunlarını da araştırmaya başladım. Bir ara NHK World'de izlediğim bir programda bu oyunların Japonya'da ne kadar popüler olduğunu görmüştüm ancak bildiğiniz gibi batıda niche ve bu nedenle çok fazla örneğine rastlayamıyorduk. Geçmiş zaman eki kullandım çünkü mucizevi bir şekilde son zamanlarda batıda bir visual novel/görsel roman patlaması yaşanıyor ve her geçen gün yeni bir oyunla tanışıyoruz.



23 Şubat 2015 Pazartesi

Ekran Başında: Death Parade

Balayındaki Takashi ve Machiko trafik kazası geçirince kendilerini Quindecim isimli bir barda buluyorlar. Olanları hatırlamadıkları gibi içinde bulundukları ortama ve onlara "ölümüne oynamaları" gereken bir oyun seçtiren donuk bakışlı barmene de pek bir anlam veremiyorlar. İlk tepkileri saçma sapan konuştuğunu düşündükleri bu son derece ciddi görünüşlü adamdan uzaklaşıp barı terk etmek oluyor. Fakat bu imkanlar dahilinde değil. Sonunda biraz korkudan, çoğunlukla da çaresizlikten oyunu oynamayı kabul ediyorlar.

İşte Death Parade böyle başlıyor.



Japonya'da 9 Ocak'ta yayınlanan çarpıcı ilk bölümün hemen ardından tüm bunların neden yapıldığını, oyunun amacının ne olduğunu açıklamaya, kafalardaki bazı soruları cevaplamaya başlıyorlar. Besbelli bir tür araf olan bölgede ölen insanların gerçek yüzlerini görmemiz sağlanıyor. Sırların nasıl ortaya döküleceğinin, nasıl yüzeydeki görüntünün yerle bir olup gerçeklerin ortaya serileceğinin ustalıkla işlendiğini daha önce de sanatın birçok dalında görmüştük. Bu animede de aynı yoldan giderek ilgiye değer bir kurgusal zemin hazırlanmış.


Karakterlere gelecek olursak, ilk olarak bizi karşılayan Decim'e değinmemiz gerekir.

Çarpıcı koleksiyonunun ve örümcek ağlarının da etkisiyle Decim'in serinin en çok merak uyandıran karakteri olduğunu söyleyebiliriz. Sağı solu belli olmayan ve Decim'e her fırsatta patronu olduğunu belli eden Nona da bölümler ilerledikçe bizi yeni karakterlerle tanıştırıyor ve olan bitenle ilgili en çok bilgiyi de aslında onun sayesinde öğreniyoruz. Yani bir işe yarıyor! Hafızasını kaybetmesine rağmen bara geldiğinde ölü olduğunun farkında olan tek insan olarak Decim'in yardımcısı olmaya hak kazanan "siyah saçı kadın" gibi karakterler de var ki gizem dozunu iyice artırıyorlar.

15 Ocak 2015 Perşembe

Ekran Başında: Brynhildr in the Darkness

Lynn Okamoto'nun Gokukoku no Brynhildr/Brynhildr in the Darkness'ından uyarlanan on üç bölümlük anime serisi, cadı denilen ama cadıdan çok süper güçleri olan insanlara benzeyen kızların ve bu kızlardan özellikle birini kurtarmak için canını ortaya koyan liseli bir gencin yaşadıklarına odaklanan, yer yer duygusal yer yer komik ama daima aksiyon dolu bir seyirlik.



2014'te bir öğle vakti NHK World izlerken denk geldiğim animeyi sonunda tam manasıyla keşfettim. Fotojenik hafızası olan Ryouta Murakami'nin bir kazada yitirdiği ve unutamadığı çocukluk arkadaşı Kuroneko'nun birebir kopyası olan Neko Kuroha ile tanışmasıyla başlıyor her şey. Neden bu kadar benziyor, yoksa o mu, değil mi derken kendini bu kızın ve arkadaşlarının hayatının ayrılmaz bir parçası olarak buluveriyor. Artık onlar için yapmayacağı bir şey kalmıyor ve defalarca kendini tehlikeye atıyor. Buraya kadar gayet ilgi çekici bir bilim kurgu/gerilim serisi gibi duruyor, değil mi? Üstüne bir de (onuncu bölümde death metal'imsi bir şeyle değiştirilmeden önceki) muhteşem açılış müziğini ekleyin. Güzel. Ancak beğenmediğim yönleri de var.

8 Ocak 2015 Perşembe

Anime: İzlemek İstediğim Seriler

Şu anda Gin no Saji/Silver Spoon isimli, şehirli bir çocuğun bildiği ve alıştığı her şeyden kaçıp kendisine tamamıyla yabancı bir konsepti olan tarım ve hayvancılık okuluna yazılmasıyla başlayan, izleyicisini çoğunlukla güldürmeyi ve eğlendirmeyi amaçlayan bir seriyi izliyorum. Ancak izlemek istediğim serilerden oluşan liste de sürekli büyüyor. 

İşte bu yazıda en çok merak ettiğim dört seriden bahsettiğimi göreceksiniz. 

İlk olarak...

Noragami



Yato, tek bir tapınağı bile olmayan küçük tanrılardan biridir. Tapınağına kavuşmak için cep telefonu numarasını bir duvara yazar ve bağış karşılığı insanlar için çalışmaya başlar. 

28 Haziran 2014 Cumartesi

Ekran Başında: Isshuukan Friends

Anime serisinin orijinal adı 一週間フレンズ。/Isshūkan Furenzu. İngilizce tam tercümesi ise "One Week Friends". Çünkü  Fujimiya-san, garip bir hafıza kaybı nedeniyle sadece bir haftalığına arkadaş edinebiliyor ve her hafta başında arkadaş olduğu kişiyi ve paylaştığı anıları unutuyor.



Fujimiya-san, temelde bu nedenle insanlardan uzak durmayı tercih ediyor. Onu gözlemleyen ve romantik anlamda bir ilişki kurmak isteyen Hase-kun ise görmezden gelindiğinde ve arkadaşlık teklifi reddedildiğinde umudunu yitirmiyor. Zamanla bu tuhaf durumu öğrendiğinde her hafta başı işe sıfırdan başlıyor.

13 Haziran 2014 Cuma

Ekran Başında: Tonari no Seki-kun: The Master of Killing Time

Yirmi bir bölümlük short anime serisi Tonari no Seki-kun: The Master of Killing Time'da derste eğlenmek için akla gelebilecek her şeyi yapan fırlama Toshinari Seki ve onun hemen yanındaki sırada oturup yaptıklarına asla kayıtsız kalamayan Rumi Yokoi ile tanışıyoruz.



Kesinlikle hiçbir dersi dinlemeyen Seki-kun, -anime serisinin İngilizce alt başlığından da anlaşılacağı üzere- tam bir vakit öldürme ustası. Derslerde silgilerle domino oynuyor, go taşlarından yarattığı karakterleri dövüştürüyor, örgü örüyor. Bir türlü derse odaklanamayan ve kimi zaman yüksek sesle verdiği tepkilerle öğretmenlerinden azar işiten Rumi-san da onun yaptıklarını izleyip hayallere dalıyor. Seki-kun, karakteristik bir özellik olarak çok nadiren öğretmenlere yakalanıyor.

31 Mayıs 2014 Cumartesi

Ekran Başında: Kyoukai no Kanata

Kyoukai no Kanata, Akihito isimli bir liselinin, okul binasının tepesinden atlamak üzere olan Mirai'ı kurtarmaya gitmesiyle başlıyor. Yapma, etme derken de karnına sokulan kılıcın acısıyla kendinden geçiyor. Çünkü Mirai, kanını kılıca dönüştürüp kullanabilen bir savaşçı ve Akihito da avlamakla görevli olduğu Youmu soyundan geliyor.




2012'de Japonya'da light novel'ları basılan ve 2013'de anime yorumuyla izleyicilerin karşına çıkan Kyoukai no Kanata ile Sword Art Online'dan sonra izlemek için bir şeyler aramaya başladığımda karşılaştım. Son zamanlarda sıkı bir takipçisi olduğum Kotaku'da övgüyle bahsedildiğini görünce izlemeye karar verdim. İlk dakikalardan itibaren, gözlüklü kızlara karşı zaafı olan Akihito ile bir savaşçıdan beklenilen hiçbir şeyi sergileyemeyen Mirai'ın, garip ama ilgi çekici bir ikili oluşturduklarını gördüm. Etrafta sürekli atkıyla dolaşan, Akihito'yu deli eden ve kız kardeşine takıntı derecesinde düşkün Hiroomi gibi sıradışı yan karakterler de işi ilginçleştirdi. (Cep telefonu melodisi olarak "Ağabey, seni seviyorum," diyen kız kardeşinin ses kaydını kullanıyor. Gerçekten.)

Akihito'nun youmu soyundan geldiğini söylemiştim. Youmu'lar, sadece fantastik güçleri olan ruhlar dünyası sakinleri tarafından görülen yaratıklar. Fakat Akihito ölümsüz bir yarı-youmu olarak, hem görünüş hem davranış açısından insandan farksız duruyor. Zamanla farklı özellikler taşıyan, insanların arasında yaşayan başka youmu'larla da tanışıyoruz. İnsanların içindeki kötülüklerden doğan türlerin, insanlar var olduğu sürece varlıklarını sürdüreceklerini de öğreniyoruz. İşte bu noktada dünyayı korumak da Mirai gibi savaşçılara düşüyor. Sıradan insanlar bu yaratıkları göremedikleri için söz gelimi lisede normal bir gün yaşanırken savaşçılar farklı bir gerçeklikle baş etmek zorunda kalıyorlar. Yaratılan çok katmanlı dünya merak uyandırıyor.

27 Nisan 2014 Pazar

Ekran Başında: "Sword Art Online"

Zaman zaman izlediklerimden bahsedeceğim "Ekran Başında" isimli kategorinin ilk yazısına hoş geldin.




Birkaç gün önce bir internet sitesinde öncelikle Japonya'da çıkan bir PS Vita oyununun yerelleştirilip batıya getirileceği haberini okumuştum: Sword Art Online: Hollow Fragment. Aynı adı taşıyan popüler anime serisi ise bana tamamıyla yabancıydı. Bir forumda karşıma çıktıktan sonra izlemeye başladım ve topladığı ilgiyi hak eden bir seri olduğunu fark ettim. 



Evvela bilmeyenler ve keşfetmek isteyenler için animenin konusuna değinelim:

Beta testlerine katılan seçilmiş oyunculardan sonra Sword Art Online isimli MMORPG oyunu, kapılarını sadece 10.000 oyuncuya açar. Öyle büyük bir ilgi görür ki bazı oyun severler, günlerce sırada bekleyerek oyuna kavuşurlar. Oyunun en büyük özelliği, bugünlerde yine gündemimizde olan Virtual Reality aygıtlarının aşmış bir versiyonu olan Nerve Gear'dır. Dahili bataryası olan bu kask benzeri cihazı kafana geçirip yatağına uzanırsın ve oyun başlar. Dizinin ilk bölümünde ilk günün heyecanını yaşayan oyuncularla karşılaşıyoruz. Level kasmaya başlayanlar, etrafı gözlemleyenler, arkadaş edinmeye çalışanlar... Fakat ortada yanlış giden bir şeylerin olduğunu keşfetmeleri de uzun sürmüyor: Oyunun "log out" tuşu yok. İşte böylece herkes, oyuna hapsoluyor ve bu garip, tehlikeli macera başlıyor. 

24 Mart 2014 Pazartesi

Alışveriş Notları: "A Monster Calls" ve Diğerleri

Bir kitap, bir DVD ve bir oyuncak. İşte yeni alışveriş notları yazım!


Bir süredir fiziksel kitaplığıma yeni bir kurgu eseri eklemiyordum. Bu kural, A Monster Calls/Canavarın Çağrısı ülkemizde yayımlandığında bozuldu. Patrick Ness'in "Canavar, canavarların hep yaptığı gibi gece yarısından sonra çıktı ortaya," diyerek başlayan, övgüyle bahsedilen kitabının, beni hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum. Bu arada bu baskıyı elime aldığımda oldukça kaliteli olduğunu gördüm. Aynı özenin metne de yansıtıldığını umuyorum.

İşte böylece, okunacak kitaplar listeme bir kitap daha eklenmiş oldu. (Kitabın Türkçe baskısını Goodreads'e ekledim. Sen de listene eklemek istersen, burada.)

Bu yazıma denk gelen yeni hediyem, 4M Excavate A Medieval Knight/Ortaçağ Şövalyeleri serisinden Crusader Knight. Tam bir Robert de Sable. = ) Böylece şövalye koleksiyonum büyüdü. (Kutunun içinden çıkan figürü, aşağıdaki fotoğrafta görebilirsin. Daha önceki bir yazımda bu seriden bahsetmiştim, okumadıysan o da burada.)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...