'Yeni Ruh' Çekilişi!Ultraviolence: Edebiyatta ve Sinemada Sorunlu İlişkiler Kindle'da Kitap Okumanın Faydaları Eleanor & Park (İnceleme) Book Packaging: Okuduğun Kitapları Aslında Kim Yazıyor?

17 Eylül 2014 Çarşamba

The Selection Serisi Devam Ediyor: 2. Ek Kitap & 4. Roman

Ülkemizde de çok sevilen The Selection/Beni Seç serisi kaldığı yerden devam ediyor.



Serinin ikinci ek kitabı The Selection Stories: The Queen & The Favorite ve dördüncü romanı The Heir, 2015'te yurtdışında yayımlanacak. (Ek kitap Mart, roman Mayıs ayında çıkacak.)

Yukarıda ek kitabın kapağını görebilirsiniz ama The Heir'in kapağı henüz sır. Önümüzdeki günlerde tanıtılacak ve bu nedenle bu yazıda yer almıyor.

Muhteşem Kapaklar: Illusions of Fate

Siz güzel şeylere bakmaya bayılıyorsunuz ama ben bir süredir "muhteşem kapaklardan" bahsetmiyorum. Bu duruma bugün bir son verelim mi? = )


The only fate that matters is the one you choose. 

Ülkemizde Paranormalcy/Paranormal serisiyle tanınan Kiersten White'ın yeni kitabı Illusions of Fate'in gizemli ve göz alıcı görseli, biraz hayal gücüyle yerli bir kitabın kapağında da yer alabilirmiş. Hayatında hiç kahve falı baktırmayan var mı? Ya da kahve falı bakılan bir ortamda bulunmayan? 

16 Eylül 2014 Salı

Özel Dosya: Kitabın Yanında Çay



Bu yazıda size seneler içinde kitapların yanında denediğim çeşitli özel çaylardan bahsedeceğim. Uzak doğudan gurme çaylar, bitki çayları (sanki çay zaten bitki değilmiş gibi) ve marketlerde satılan bazı çaylar, meraklısı için bu yeni Özel Dosya yazısında yer alıyor. Her çayın yanında birer adet de kitap önerim olacak. = )

14 Eylül 2014 Pazar

Oyun Günlüğü | The Game Diaries #11: Payday 2


Co-op multiplayer oyunlara hayranım. Bugüne kadar en uzun süre oynadığım ve en çok sevdiğim co-op oyun Left 4 Dead'di. Left 4 Dead 2 pek yerini tutamamıştı. PS3'de Payday 2 oynamaya başladığım anda bu oyunu sevdim.

1995 yapımı Heat/Büyük Hesaplaşma'yı izlediniz mi? İşte size Payday serisinin en büyük ilham kaynağı. Takım elbiseli ve karizmatik gangsterlerimizle soygunculuk oynayıp önümüzde çıkanları deviriyoruz. Bu tür oyunların olmazsa olmazı muhteşem ve ölümcül silah çeşitlerini modifikasyonlarla zenginleştiriyor, level atlayarak dört ana gruptan oluşan (mastermind, enforcer, technician ve ghost) skill tree'leri fethediyoruz.

Aşağıdaki fotoğrafta soldan sağa Hoxton, Dallas, Wolf ve Chains. İşte son günlerde bu adamlarla birlikte yaşıyoruz. 

Gameplay'in ne kadar eğlenceli olduğunu oyun içi videolarında görebilirsiniz. Fakat oyunun havasına asıl etki eden şeyler bambaşka. Oynarken resmen bu ekibe dahil olduğunuzu hissediyorsunuz.

Mesela, aksiyon esnasında yaralanıp yere düştüklerinde, bir şeyle ya da birbirleriyle etkileşime geçtiklerinde karakterlerin söyledikleri laflar harika. Hepsinin belirli bir tarzı var ve eğlendirmeyi başarıyorlar. Bu noktada seslendirme konusunda ekibin ne kadar başarılı olduğuna da değinmek gerek. (Gerçi çok büyük bütçeli bir oyun olmadığı için çoğu karakteri ekipteki arkadaşlarına benzetmiş ve seslendirme görevini de aralarında halletmişler.) Şahsen özellikle Dallas'ın tam bir kötü adama yakışır, sigaradan bozulmuş sesini çok sevdim. Chains'in yere düştüğünde arkadaşlarına seslenirken resmen öldüğünü hissettiren, yarı ağlamaklı ve absürt nidalarını ve bazı görevlerin başlarında/sonlarında söylediği laflarla beni benden alan Vlad'i de unutmamak lazım. = )

11 Eylül 2014 Perşembe

Sevdiğim Yazarlar: Part II

Hep yabancı yazarlardan/şairlerden bahsedecek değiliz ya, biraz da ülkemizin muhteşem kalemlerinden bahsedelim. 


Sait Faik Abasıyanık



Ülkemizin yetiştirdiği en büyük sanatçılardan biri, ona ne şüphe! Onun öyküleriyle ilk olarak lise yıllarında tanışmış ve kalemine vurulmuştum. Tam istediğim gibi yazıyordu: Sade -gereksizce dallandırıp budaklandırmadan, detaylara boğmadan- anlamı sonuna kadar hissettirerek, akıcı ve olması gerektiği gibi "anı yakalayarak". "İşte öykü böyle yazılır," diyordum okurken. İşte öykü böyle yazılır. Üniversitedeki eğitimimize farklı bir anlam katan İngiliz bir hocamız, benim sınavlarda teslim ettiğim "yorumları" pek sever ve üzerine notlar yazardı: "Her zaman olduğu gibi arı, duru, öz. Odaktan şaşmadan." Hoşuma giderdi. Çünkü Sait Faik de Hemingway de sevdiğim bir çok sanatçı da öyle yazardı.

Linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...