18 Kasım 2013 Pazartesi

İnceleme: Çürük ve Harabe

Yaşayan ölülerin dünyayı istila ettiği belalı İlk Gece'den sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.



*Düşük dereceli spoiler alarmı.
Kendilerini bir anda zombi cehenneminde bulan talihsiz insanlar, birçok kayıp verdikleri ve böylece yaşayan ölüler ordusunu istemeden genişlettikleri son savaşlarında kendilerine güvenli bir bölge oluşturmayı da başarmışlar. Artık Çürük ve Harabe olarak bilinen ölü toprağın sınırında tellerle ve muhafızlarla çevrili ilkel kasabalarında dış dünyayı görmezden gelerek ve kimi zaman olanların faturasını birbirlerine keserek yaşamayı tercih ediyorlar. Kimse zombilerden bahsetmek dahi istemiyor.
Bay Santorini ömrünün yarısını insanların evlerine elektrikli aletler kurarak geçirdi. Ama bu şeytanın işidir. Ve şimdi o, affını şeytanın içkisinde arıyor ve Rabb'in tüm gazabını göstereceği cehennemde uzun bir süre geçireceği gerçeğinden kaçmaya çalışıyor. Eğer onun gibi imansızlar olmasaydı, Yüce Tanrı cehennemin kapılarını açıp insanlığın krallığını alaşağı etmek için lanetlenmişlerin ordularını göndermezdi.

Dini fanatizmin yaygın olduğu kasabada yaşayan Japon asıllı avcı Tom Imura, yarı İrlandalı kardeşi Benny'ye "İnsanlar her zaman suçlayabilecekleri bir şeye ihtiyaç duyarlar," diyor ve bilgeliğinin bir kısmını henüz kitabın başında bizimle paylaşıyor. Dış görünüş olarak birbirine hiç benzemeyen bu iki kardeş, aralarına giren belirli bir olay nedeniyle uzun süre birbirlerine soğuk ve mesafeli duruyorlar ve onların kardeşlik bağlarının gelişimi kitabın can damarlarından biri oluyor.
Bethy ve küçük Stephen ile birlikte daha güzel bir dünyada hep beraber olacağız. Sana daha önceden yardım etme cesareti bulamadığım için beni affet. Seni her zaman seveceğim.
Kitap serisine adını veren Benny Imura olduğuna göre kitapta görebildiklerimiz de bu on beş yaşındaki çocuğun gördükleriyle sınırlı kalıyor. Fakat katanasıyla yerel bir efsaneye dönüşen ağabeyi Tom, kızıl saçlı küçük kız Nix ve sırlarla dolu bir hayat süren Kayıp Kız gibi ilginizi çekip empati kurmanızı sağlayacak karakterleri var. Masumiyetin ön planda olduğu, minik elleri kavuşturan ilk aşk macerası da kitaba ayrı bir tat katıyor. Diğer yandan, kitabın kötüleri ki burada zombileri kastetmiyorum, sonlara doğru bir noktada biraz karikatürize edilmiş gibi duruyorlar ama kitabın genel havasını bozmuyorlar.
Onlar birbirlerine sarılıp ağlarken, gece, küçük sığınaklarının etrafını iyiden iyiye sarıyor, altlarındaki dünya ise tekrar ölü ve diri katillerle kaynıyordu.
Türkçe baskısı 473 sayfa olan roman, baştan sona yansıttığı post-apokaliptik atmosferi ve bu amansız dünyada yaşam savaşı veren gencecik karakterleriyle akılda kalıcı bir okuma deneyimi sunuyor. O vurucu kapanışı okuyup yeni maceraların habercisi son sayfayı da çevirdikten sonra serinin ikinci kitabını beklemeye başlamamak elde değil.

Orijinal Adı: Rot and Ruin
Yazarı: Jonathan Maberry
Anahtar Kelimeler: Post-apokaliptik, Yaşam Savaşı, Kardeşlik, İlk Aşk.
Puan: 5

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...