Her gün farklı bir hayat.
A, her gün farklı bir insanın vücudunu ele geçiriyor. Hem de ırk, din, cinsiyet ayırımı olmadan. Bu şekilde var olan ruhu, 5994. günde ele geçirdiği Justin'in kız arkadaşı Rhiannon ile tanışınca bağlantı kurma özlemi duyuyor.
Eğer tek bir hayatın varsa, sadece onu yaşarsın. Belirli kalıplar vardır, belirli bir kültüre aitsindir. Farklı hayatlar yaşamak istersen, sanata yönelirsin. Çünkü okuduğun kitaplarda ya da elinden geliyorsa canlandırdığın karakterlerde farklı hayatlara göz atabilirsin. A için ise durum farklı. O hayatın birçok rengini görebiliyor. Çünkü bir sabah uyandığında fakir bir ailenin ufacık evinde gözünü açıyor ve tüm gün boyunca o hayatı yaşıyor. Ertesi gün uyandığında kilise alışkanlığı olan dindar bir ailenin çocuğu oluyor ve dini ritüelleri yerine getiriyor. Sonrasında bir nerd, sonrasında çıtı pıtı bir kız, sonrasında bir uyuşturucu bağımlısı olarak uyanabiliyor. Tüm bu hayatlarını yaşarken, temelde bir kuralı var: Bağlantı kurmamak. Bağlantı kurmaktan kaçınmak.
Kurallar her koşulda korunamaz ve planlar her zaman tutmaz. İşte bu nedenle A, bir gün Rhiannon ile tanışıyor ve ona karşı duyduğu hislerini, ele geçirdiği farklı bedenlerde de duyumsamaya devam ediyor. Farklı bedenlerle defalarca karşısına çıkmadan duramıyor. Biz de bu garip dünyada A ile R arasında şekillenen ilişkiyi hayretle okuyoruz.
Every Day'de deneyimli yazar David Levithan, sevginin din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı göz etmeden var olabileceğini okurlarına anlatmanın harika bir yolunu bulmuş.
Puan: 5