post-apokaliptik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
post-apokaliptik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2016 Cuma

3 Ayda 20 Kitap!

Biraz da geride bıraktığımız aylarda okuduğum kitaplardan bahsetmek istiyorum.



Goodreads'e şöyle bir baktığımda ocak, şubat ve mart aylarında toplam yirmi kitabı "read" klasörüne eklediğimi görüyorum. Aralarında Sookie Stackhouse serisinin sekizinci ve dokuzuncu romanları da var henüz kapak tasarımı dahi olmayan heyecan verici 2016 ve 2017 kitapları da.

1 Mart'ta paylaştığım 2 Ayda 15 Kitap! yazımı okuduysanız, söz gelimi Sait Faik'le Sabahattin Ali'nin toplama öykü kitaplarını ve Agatha Christie'nin suç şaheseri And Then There Were None/On Küçük Zenci'yi çok beğendiğimi biliyorsunuzdur. Bu yazıda beğendiklerim ve tavsiye ettiklerim arasına Unplugged ve Zero Repeat Forever'ı da ekleyeceğim.

Dünyanın "Real World" ve "App World" olarak ikiye bölündüğü Unplugged'da bir VR oyununa bağlanırmış gibi  zihinlerinizi sanal bir dünyaya gönderiyor ve hayatınızı aklınıza gelebilecek her şeyi download ederek sürdürüyorsunuz. Canınız tatlı mı çekti? Hemen oradan bir tatlı app'i indirin. = ) Bu gece yakışıklı bir mankenle takılmak mı istiyorsunuz? İndirin! Evet, kulağa saçmalık derecesinde eğlenceli geliyor. Tabii bu dünyanın da belirli bir otoritesi ve elit kesimi olduğunu da unutmayalım. Tüm bu app'leri indirebilmek için krediniz olması gerekiyor. Unplugged'ın  o kadar da talihli olmayan Single'larından biriyseniz, azla yetinmek zorundasınız.

27 Mart 2016 Pazar

Özel Dosya: GO! Kitap'ın 2017 Sürprizi

Siz de benim gibi GO! Kitap'ın yayımlayacağı yeni genç yetişkin kitaplarını merak ediyor musunuz? En iddialılarından biri, ilk kez VampirellanınGüncesi'nde.



Konumuz, HarperTeen'in 2017'de yayımlayacağı ve daha çıkmadan film adaptasyonuna kavuşacağı duyurulan post-apokaliptik roman The Sandcastle Empire. Şimdiden on iki ülkede yayımlanması kesinleşen bu kitabı biz de kendi dilimizde okuma ayrıcalığına sahip olacağız.

Dünyanın sular altında kalması an meselesi. Tabii önce insanlığın en büyük korkusundan, umutsuzluktan ve açgözlülükten doğan bir savaş dünyayı paramparça etmezse. Bu şartlar altında on yedi yaşındaki Eden'ın tek bir kurtuluş umudu kalıyor: Sanctuary Adası. 


Kayla Olson'ın dünyanın önümüzdeki yıllarda küresel iklim değişikliği, beraberinde gelen doğal felaketler ve nüfus patlamasıyla birlikte öngörülen sonunu gözler önüne seren kitabı, dünyayı ve insanlığı ilgilendiren konulardaki duyarlılığıyla tanınan Leonardo DiCaprio'nun da ilgisini çekmiş. Oyuncu, kitabın beyazperde adaptasyonunda prodüktör olarak karşımıza çıkacak.

Eden, adanın sırlarını çözmeye çalıştıkça tehlike artıyor. Attığı her adımda ise etrafı bu yeni dünya düzeninin ardında yatan politika ve bilimle çepeçevre kuşatılıyor. Ancak keşfettiği şey ona savaşın yönünü değiştirecek gücü de verebilir... o kadar uzun süre hayatta kalmayı başarabilirse.

Ne düşünüyorsunuz?
Okumak ister misiniz?

6 Şubat 2016 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: En Sevdiğim Distopya Kitapları


Optik'in Kitap Blogu, bu sefer bizden en sevdiğimiz anti-ütopya kitaplarını sıralamamızı istiyor. Ben de denedim. Eh, el çabukluğuyla araya birkaç tane de post-apokaliptik kitap eklemiş olabilirim. = )

İşte hazırladığım liste:

10 Nisan 2015 Cuma

Translation Diary | Çeviri Günlüğü #2: Poison Princess (Çeviri Süreci)

"Onu ardımda bırakmak, hayatımda yaptığım en zor şeydi."
"Hayatımda yaptığım en zor şeydi, onu ardımda bırakmak."
"Onu terk etmek, şu ana kadar yaptığım en zor şeydi."
"Onu geride bırakmak, yaptığım en güç şeydi."
"En çok gücüme giden de onu ardımda bırakmaktı."
 (Poison Princess, Chapter 20)

Kitabın tonunu, olay akışını, konuşan/düşünen karakteri, soluduğu atmosferi, o anda hissettiklerini ve daha birçok önemli şeyi hesaba katarak alternatifleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Ta ki editör okur beğenene dek. = )



Yeni Translation Diary | Çeviri Günlüğü yazıma hoş geldiniz.

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Türkçe Edisyonu Hazır: Enders (by Lissa Price)

Siz de benim gibi Starters/Başlayanlar'ı beğendiyseniz bu habere sevineceksiniz.



İlk kitabının imza günü için ülkemize de gelen Lissa Price'ın Enders/Sonlayanlar'ı birkaç gün içinde satışa sunulacak. 280 sayfa olan bu yeni kitabın yayın tarihi 3 Eylül 2014 ve etiket fiyatı 20 lira.

Keyifli okumalar.

2 Ocak 2014 Perşembe

BaşaSar: Aralık 2013



Requiem = 5
Asylum = 3
No One Else Can Have You = 3
Not a Drop to Drink = 4


Bu listeye şöyle bir bakınca 2013'ün son ayında kayda değer kitaplar okuduğumu düşünüyorum. Özellikle, Delirium serisini sonlandıran Requiem ve senenin en iddialı kitaplarından Not a Drop to Drink gözünüze takıldıysa, mutlaka okuyun derim. 2014'e daha da güzel kitaplarla başlamak dileğiyle. = )

18 Aralık 2013 Çarşamba

İnceleme: Not a Drop to Drink

Pişmanlık, savunacak hiçbir şeyi olmayan insanlar içindi.




Su kaynaklarının hızla tükendiği bir dünyada çocukluğu, başlarını soktukları evi ve önündeki pek kıymetli göleti ele geçirmek isteyenleri ve bir şekilde tehdit oluşturanları avlayarak geçen Lynn, artık usta bir nişancıya dönüşmüştür. Çünkü su ve yiyecek bulabilmek için gece gündüz dolaşan vahşi hayvanlardan daha korkunçtur çaresiz insanlar.

18 Kasım 2013 Pazartesi

İnceleme: Çürük ve Harabe

Yaşayan ölülerin dünyayı istila ettiği belalı İlk Gece'den sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.



*Düşük dereceli spoiler alarmı.
Kendilerini bir anda zombi cehenneminde bulan talihsiz insanlar, birçok kayıp verdikleri ve böylece yaşayan ölüler ordusunu istemeden genişlettikleri son savaşlarında kendilerine güvenli bir bölge oluşturmayı da başarmışlar. Artık Çürük ve Harabe olarak bilinen ölü toprağın sınırında tellerle ve muhafızlarla çevrili ilkel kasabalarında dış dünyayı görmezden gelerek ve kimi zaman olanların faturasını birbirlerine keserek yaşamayı tercih ediyorlar. Kimse zombilerden bahsetmek dahi istemiyor.
Bay Santorini ömrünün yarısını insanların evlerine elektrikli aletler kurarak geçirdi. Ama bu şeytanın işidir. Ve şimdi o, affını şeytanın içkisinde arıyor ve Rabb'in tüm gazabını göstereceği cehennemde uzun bir süre geçireceği gerçeğinden kaçmaya çalışıyor. Eğer onun gibi imansızlar olmasaydı, Yüce Tanrı cehennemin kapılarını açıp insanlığın krallığını alaşağı etmek için lanetlenmişlerin ordularını göndermezdi.

13 Kasım 2013 Çarşamba

For Review: "Çürük ve Harabe"

For Review
Teşekkürler Parodi Yayınları!

(Blogumda incelemem için yayınevinden gönderilen kitap)




Ağustos ayından beri bloguma konuk etmek üzere kitap kabul etmiyordum. Çünkü kısıtlı vaktime değecek, takipçilerimin ilgiye değer bulacağı ve görüşlerimi yazıya dökmek isteyebileceğim türden kitaplar çıkmıyordu karşıma. Dün kargo paketinden çıkan kitap, işte bu tanımlara birebir uyuyor.



VampirellaninGuncesi'ni Takip Etmeye Devam Et!

25 Ekim 2013 Cuma

İnceleme: Gölgeler

Arkası yarınlı aksiyon kuşağı.




*Düşük dereceli spoiler alarmı.

Post-apokaliptik Amerika'yı nedenleri ve sonuçlarıyla özgün bir biçimde yansıtan ve alt metni sağlam olan nadir genç yetişkin romanlarından Ashes/Küller'in devamı Shadows/Gölgeler, çok fazla karakterin acımasız doğa şartları ve yamyam yaratıklarla dolu yaşam savaşlarını, olduğundan daha heyecanlı, daha merak uyandırıcı bir şekilde anlatmaya çalışırken bocalayan bir roman. Hani film izlerken en heyecanlı yerinde reklam girer ve zoraki bir duraksama olur ya, işte bu kitapta dur-kalk yapmaktan başın dönüyor. Öyle ki ne zaman gerilim artsa birkaç cümle sonra bölümün aniden biteceğini seziyorsun. İleride bir Chucky mi göründü? Bölüm sonu. Haydi, şimdi kameramızı diğer karakterlere çevirelim! Uzaklarda birileri ateş mi etti? Bölüm sonu! Bakalım diğerleri ne yapıyor! Aynı kitabın binbir sosyopatından biri olan Finn'in insanları ve Değişmişleri zorla evrimleştirmeye çalışması gibi yazar da sonuna kadar bu anlatım tarzından vazgeçmeyerek okura bir tür zihinsel baskı uyguluyor. Ve tıpkı Finn gibi "Pes et, o halde," diyerek meydan okuyor.

3 Ekim 2013 Perşembe

12 Kasım 2012 Pazartesi

İnceleme: Küller




Bir gün gelse ve bırak lüksü, ihtiyaçlarımızı bile karşılayacak imkanımız olmasa ne yapardık? Dahası, bu durumu sadece biz değil, milyonlarca, belki de milyarlarca insanın yaşadığını düşünsene. Öyle bir yıkım ki artık sosyal sınıflar yerle bir olmuş. Sıcak bir banyonun ve lezzetli bir akşam yemeğinin artık sadece maddi açıdan yoksun insanlar için değil, neredeyse herkes için bir düşten ibaret olduğunu aklına getir.



Kuşlar. Kuşlardı bunlar. Hem de öyle üç-beş tane değil, yüzlerce, binlerce kuş. Her türden, her boyuttan, her şekilden kuş, göğün herbir yanındaydı... Organize değillerdi; kuş sürelerinin aksine belirli bir yol izlemiyor, birbirlerine çarpıp duruyorlardı.


Bir anda herşey yok olsaydı, muhtemelen yarıdan fazlamız aklımızı yitirirdik. Daha güçlü olanlarımızsa, artık bu yokluğun içinde yaşam savaşına soyunurlardı. Peki ya tüm bu dehşetin içinde birden bire ortaya çıkan, kabuslara yaraşır tehlikeler de etrafımızı sarsaydı?



Herşeyi anladığımı iddia etmiyorum ama bir doktor olarak, insanlar büyük stres altındayken neler olduğunu çok gördüm. Her zaman en iyi yanları açığa çıkmaz. Korktuklarında öfkelenir insanlar. Hayatta yapmayacaklarını sandıkları şeyleri yaparlar. Hayatta kalmak için pazarlık eder, özveride bulunur, mucizelerden medet umar, kendilerine umut veren herşeye inanırlar. Hele o umut bir sönsün, bak o zaman neler oluyor. Kimileri vahşileşir; birbirlerini yemeye başlarlar; kendilerinin can düşmanı kesilirler.


Kuşkusuz, o ana kadar evreni sarmalayan herhangi bir yüce güce inancı olmayanların çoğu, böylesine güçlü bir yıkımın ertesinde umudu din yolunda arayacaklar. İşte tam da o anı bekleyen, özde değil sözde dindarlar başlarına lider kesilecek, çaresiz kalabalıkları kendi kafalarına estiği gibi yönetecekler. Belki de tehditiyle korkutulduğumuz dışarıdaki türlü belalardan daha büyüğü, bu "güvenli" kurmaca yuvada seni bekliyor olacak.



Daha önce zerre kadar ilgisi olmayanlar birden dini bütün kesildi. Başından beri var olan dini bütünler ise kontrolü ele aldılar.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...