Farklı olanın kaçınılmaz sonu.
Asunder, karanlık, kasvetli ve sert bir roman. Şimdiden belirtmem gerekirse, serinin ilk kitabı Incarnate/Ruhsuz ile kıyaslarsak, karakter gelişiminden tutun, yoğun işlenen fantastik öğelere kadar daha komplike, daha heyecan verici ve daha sürükleyici bir kitap.
Karakter gelişimi demişken, serinin ana karakteri Ana'nın başına gelenlerden bahsetmeden olmaz. Aslında, yaşadıklarını anlayabilmek için ise sadece bu dünyada yaşıyor olmak yeterli. Bilinmeyeni, keşfedilmemiş olanı simgeleyen, kendi yaşadığı evrende yeni ve farklı olduğu için taşlanan, hakarete uğrayan ve otorite tarafından ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören Ana'nın yaşadıkları, şöyle bir düşünürsek her gün tanık olduğumuz gerçekliğin bir parçası.
Bugüne kadar ayrımcılığın bin bir çeşidini görmedik mi? Çağlar boyu din, dil, ırk nedeniyle yapılan savaşlardan tutun da cinsel tercihleri farklı olduğu için katledilen insanlara kadar... Ayrımcılığın bir kolu olan ırkçılığı ABD'de yok etmeye siyahi bir başbakan da yetmez tabii. Deniz aşırı gitmeye de gerek yok, ülkemizdeki nefret cinayetleri de farklı olanı yok etmeye yönelik değil mi? Halbuki ülkelerinin adını dünya tarihine yazdıran muhteşem beyinler, o farklı insanların arasından çıkmıyor mu? Sıradışı kadınlar ve erkekler, bilim insanları, mucitler, sanatçılar...