Yeni Ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2014 Pazar

"Yeni Ruh" Çekilişini Kim Kazandı?

7-21 Eylül arasında düzenlediğim çekiliş sona erdi.



Aşağı yukarı tüm yorumlar iyiydi, bazıları diğerlerinden daha da iyiydi fakat bu çekilişte sadece bir kişi seçileceğine göre...

7 Eylül 2014 Pazar

"Yeni Ruh" Çekilişi!

İçinizden birine yepyeni bir Yeni Ruh baskısı hediye etmek istiyorum. Kim olacağını belirlememe yardım etmek için ise sadece bu yazının altına "kitabı neden okumak istediğinizi" yazmanız yeterli.



Hepsi bu kadar. Gerçekten.

Bol şans! = )

30 Ocak 2014 Perşembe

Kitaptan Alıntılar: "Yeni Ruh" (by Jodi Meadows)

Bir zamanlar Türkiye'nin ilk blog turunu Incarnate/Ruhsuz için düzenlemiştim. Hatırlar mısın? = )

"Hayatım bir hatadan ibaretti," diyerek açılan Asunder/Yeniruh'tan birkaç alıntı okumaya ne dersin?




Sam, yanındaki lambanın tuşuna bastığında pencereme bir ışık dalgası düştü. “Ne oldu?” Yatağın ucunda durdu, esnedi.
“İzliyorlar.” Başucu sehpasından el fenerimi aldım, birkaç kere sertçe salladım ve yakıp ışığını ormanlara doğru tuttum.
Gölgeler dağıldı, ciyakladı ve inledi ama yaklaşmadı. Işığı tekrar laboratuvara doğrulttuğumda ise gölgeler rahatladı ve tekrar ağaçlara doğru gitti.
“İzliyorlar mı?” Sam omzuma dokundu ve ardından gözlerini dikti. “Kaç tane var?”

26 Eylül 2013 Perşembe

İnceleme: Asunder

Farklı olanın kaçınılmaz sonu.





Asunder, karanlık, kasvetli ve sert bir roman. Şimdiden belirtmem gerekirse, serinin ilk kitabı Incarnate/Ruhsuz ile kıyaslarsak, karakter gelişiminden tutun, yoğun işlenen fantastik öğelere kadar daha komplike, daha heyecan verici ve daha sürükleyici bir kitap.

Karakter gelişimi demişken, serinin ana karakteri Ana'nın başına gelenlerden bahsetmeden olmaz. Aslında, yaşadıklarını anlayabilmek için ise sadece bu dünyada yaşıyor olmak yeterli. Bilinmeyeni, keşfedilmemiş olanı simgeleyen, kendi yaşadığı evrende yeni ve farklı olduğu için taşlanan, hakarete uğrayan ve otorite tarafından ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören Ana'nın yaşadıkları, şöyle bir düşünürsek her gün tanık olduğumuz gerçekliğin bir parçası.

Bugüne kadar ayrımcılığın bin bir çeşidini görmedik mi? Çağlar boyu din, dil, ırk nedeniyle yapılan savaşlardan tutun da cinsel tercihleri farklı olduğu için katledilen insanlara kadar... Ayrımcılığın bir kolu olan ırkçılığı ABD'de yok etmeye siyahi bir başbakan da yetmez tabii. Deniz aşırı gitmeye de gerek yok, ülkemizdeki nefret cinayetleri de farklı olanı yok etmeye yönelik değil mi? Halbuki ülkelerinin adını dünya tarihine yazdıran muhteşem beyinler, o farklı insanların arasından çıkmıyor mu? Sıradışı kadınlar ve erkekler, bilim insanları, mucitler, sanatçılar...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...