John Green etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
John Green etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2017 Salı

Ön İnceleme: John Green'in Yeni Kitabı Turtles All the Way Down

Daha önce blogumda John Green'in Turtles All the Way Down isimli yeni bir romanla okurların karşısında olacağını yazmıştım. Genç yetişkin kitapları denince akla gelen başarılı yazarlardan birinin, uzun bir sessizliğin ardından müjdelediği yeni kitabı elbette ki takip listemdeydi. Kitabın yayımlanmasıyla birlikte ön inceleme niteliğinde bir yazı yazmaya karar verdim ve şimdi karşınızda duruyor!
Evvela belirtmeli ki kitap orijinal metniyle bugün raflara girdi ancak Türkçe baskısının ne zaman yayımlanacağı hakkında bilgi yok. Yazarın resmi web sitesinde kitabın hangi ülkelerde ne zaman yayımlanacağını gösteren bir liste var ancak maalesef Türkiye bu listede yer almıyor.

Aslına bakarsanız, sizinle kitabın ilk bölümünü "ön okuma" adı altında paylaşabilirdim. Hem de Türkçe! Ancak bundan son anda vazgeçtim ve okuduğum kadarını kısaca anlatmaya ve yorumlamaya karar verdim. Böylesi çok daha eğlenceli.

John Green'in OKB (obsesif kompülsif bozukluk) hastası olduğunu duymuş olabilirsiniz. Bu yeni kitabın irdelediği temel mesele de bu aslında. Henüz ilk bölümdeyken yazarın yarattığı yeni karakterin, yani on altı yaşındaki Aza'nın, çok gürültülü bir okul kafeteryasında yemek yediği esnada vücudundaki parazit organizmalar hakkında düşünmeye başladığına şahit oluyoruz. Bitkileri ve hayvanları çiğneyip yemek borusundan aşağı ittirmeyi iğrenç buluyor. Vücudundaki bakterilerin yediklerine nasıl saldırdığını hayal etmeye başlıyor ve bu düşüncelerin sonu bir türlü gelmiyor. Aza, düşünce zincirine yeni halkalar eklendikçe geriliyor ve etrafını saran gerçeklikten kopuyor. Birlikte yemek yediği insanların sohbetine bir türlü katılamıyor ve kendini cep telefonunu çıkartıp Wikipedia'da mikrobiyomla ilgili bir sayfayı  tekrar okurken buluyor.

22 Haziran 2017 Perşembe

John Green'in Yeni Romanı Hakkında Her Şey

John Green, sadece yüz on gün sonra raflarda olacak yeni genç yetişkin romanı Turtles All the Way Down'ı duyurdu. Dünyanın dört bir yanındaki okurları heyecanlandıran bu haber ve tüm ayrıntıları burada.


Kitabın ismi, Alfa Kitap'ın ülkemizde temsil ettiği Stephen Hawking'in, A Brief History of Time/Zamanın Kısa Tarihi kitabında aktardığı bir anekdotla popülerleşmesini sağladığı, günlük hayatta kullanılan bir deyim. Şöyle ki:

"Günlerden bir gün ünlü bir bilim insanı (Bertrand Russell olduğunu söyleyenler var) astronomi konusunda halka açık bir ders vermekteymiş. Dünyanın güneşin etrafında nasıl döndüğünü, keza güneşin de galaksimizin, dev bir yıldız topluluğunun merkezi etrafında nasıl döndüğünü anlatmış. Dersin sonunda arka sıralardan kısa boylu yaşlı bir kadın ayağa kalkarak sözü almış: 'Bize anlattığın her şey saçmalık. Dünya aslında dev bir kaplumbağanın sırtında duran bir düzlükten ibarettir.' Bilim insanı biraz üstten alarak gülümseyip yanıt vermiş: 'Peki, kaplumbağa neyin üzerinde duruyor?' 'Sen çok zekisin, genç adam, çok...' demiş yaşlı kadın. 'En aşağıya kadar hep kaplumbağa var işte!'"


Kitabın henüz resmi bir kapağı ya da detaylandırılmış bir Goodreads sayfası yok ancak yine de tam buraya tıklayarak okunacaklar listelerinize ekleyebilirsiniz.

12 Nisan 2016 Salı

Tag: Yak, Yeniden Yaz, Tekrar Oku

Sevgili PeriodicLibrary'nin daveti üzerine "Yak, Yeniden Yaz, Tekrar Oku" etkinliğine katılıyorum. Siz de katılmak isterseniz cevaplarınızı bize ulaştırabilirsiniz. 



Kurallar:


  1. Okuduğun kitaplardan rastgele üç tanesini seç.
  2. Seçtiğin kitaplardan hangisini yakacağına, yeniden yazacağına ve tekrar okuyacağına karar ver.
  3. En az üç tur tamamla.

20 Ekim 2015 Salı

Etkinlik: "Sonbahar Bitmeden"

Kitap bloglarındaki dostlarımızla bir araya gelip kitaplardan bahsetmeye bayılıyoruz. Geçenlerde sonbahar bitmeden önce okumak istediğimiz kitapları düşünerek yeni bir etkinlik yapmaya karar verdik. Siz de katılırsanız bizi mutlu edersiniz. = )



Katılımcılar:

26 Temmuz 2015 Pazar

Vampirella Ne Okuyor: "Will Grayson, Will Grayson"

16 Mayıs'ta aldığım Will Grayson, Will Grayson/Tek İsim, Tek Kader'i okumanın vakti geldi.

Bu kitaba geçmeden kısa bir süre önce yine David Levithan'in imzasını taşıyan ve Rachel Cohn'la ortak kitaplarından biri olan Naomi and Ely's No Kiss List'i okumuştum. Bu okuduğum dördüncü Levithan (ikinci John Green) romanı oluyor ve beklentim yüksek.

İlk sayfalarda olduğum için şimdilik bir yorum yapmam zor ama kitabın tonunu sevdim. Ayrıca orijinal metni aldığıma çok memnunum çünkü kitabın hiç beğenmediğim Türkçe ismi bir yana, eminim ki her yeri sansürlenmiştir çünkü küfür ve argo tabirler var ve bunlar benim gözümde kitabı zenginleştiriyor ve yazarın tarzını filtresiz görebiliyorum.

Siz neler okuyorsunuz?

Herkese keyifli okumalar.

9 Temmuz 2015 Perşembe

Alışveriş Notları: Better World Books Alışverişim

Yeni bir Better World Books alışverişi ile karşınızdayım. Yaklaşık üç hafta önce sipariş ettiğim kitaplar elime ulaştı.

Gördüğünüz gibi aldığım kitaplar;
  • An Abundance of Katherines by John Green,
  • Naomi and Ely's No Kiss List by Rachel Cohn & David Levithan,
  • The Vincent Boys by Abbi Glines.
Bugüne kadar defalarca BWB'den alışveriş yaptım (toplam on dokuz kitap aldım) ama ilk defa gönderilen kitaplardan biri söylendiği gibi çıkmadı. Tamam, bu üç kitaptan ikisinin kapağı bambaşka çıktı, ISBN kontrolü yapmadığım için bu durumla karşılaşmam doğal karşılandı ve benim için pek mühim bir şey değil. Asıl mesele kitaplardan birinin kapağının yırtık çıkması ki hepsi "used good" olduğundan BWB'nin rehberine göre kapaklarda yırtık olmaması gerekiyordu. Zaten sadece "used good" ve daha iyi durumdaki kitapları satın almayı adet edinmiştim. Neyse, bu bahsettiğim kitap, An Abundance of Katherines ve daha önce NY Public Library'nin kitaplarından biriymiş. Belki de "sevilmekten" yıpranan kitabın kapağı paketleme esnasında yırtılmıştır... Neyse, konuyu mail kanalıyla bildirdiğimde kitabın parasını geri ödemekten mutluluk duyacaklarını söylediler. Yani, $6,48.

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Alışveriş Notları: Pandora Bookstore ve D&R'dan Aldıklarım

Bu yazıda birçok farklı kitaptan bahsediyorum. Tam sayı vermek gerekirse, üç farklı semtteki mağazadan dört kitap aldım. 


İşte aldığım kitaplar:
  • Will Grayson, Will Grayson
  • The Alchemyst
  • The Twilight Saga: New Moon Official Illustrated Movie Companion
  • The Wimpy Vampire Stries Back

2 Mayıs 2015 Cumartesi

İnceleme: Kağıttan Kentler



Okuduğumuz romanların büyük bir kısmında yıldız baş karakterdir. Sahne onundur. Hep en önemlisi onun ne düşündüğü, ne dediği ve ne yaptığıdır. Ancak bu kitabın yıldızı baş karakteri değil. Margo. Okura, ona vurulan/etkisinde kalanlardan biri olan Quentin'in bakış açısıyla sunulan fikriyle ifade edersek, emrine amade hayranlarıyla, okulun sürüden ayrılan özgür ruhlu popüler kızı. Kitabı bir kere okuduktan sonra illa ki bir yerlerde kullanacağınız "kağıttan kentler" de başkasının değil, onun müthiş tespiti. Özünde Margo, hatırlanma potansiyeli yüksek, kanlı canlı bir karakter ancak fikrinin ne kadar gerçeğiyle örtüştüğünü görmek için kitabı baştan sona okumanız gerekiyor.

Biz yürürken kalabalığın arasında Margo'ya ara sıra bakmaya devam ettim; hızlı, anlık fotoğraflar: Ölümlüler Geçip Giderken, Kusursuzluk Olduğu Gibi Duruyor başlıklı bir fotoğraf sergisi.

Şimdi her şeyi bir yana bırakıp yazarın karakter yaratmadaki takdire şayan başarısından bahsetmek istiyorum. Sadece Margo değil, Quentin'in birlikte çokça vakit geçirdiği arkadaşları - hormonlarıyla başı besbelli dertte olan Ben ve entellektüel birikimiyle göz dolduran Radar - sahici karakterler ve kitabın eğlenceli yapısını temelden destekliyorlar. Söz gelimi bir liseye gitsek, benzerlerine rastlayabiliriz. Bir Amerikan kasabasında bir Amerikan lisesine gitsek büyük olasılıkla rastlarız. Neticede yazarın yazdıklarını deneyimlediği, içinde büyüdüğü ve hala içinde bulunduğu, soluduğu atmosferden ayırmak mümkün değil. Ancak biz zaten milyonlar gibi Amerikan olmadan Amerikan kültürüyle büyüdük ve bu kültürün inkar edilemez etkisiyle yaşıyoruz. Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, okuduğumuz, izlediğimiz her şeyden belli. Bu nedenle okurken aslında hiç yabancılamıyoruz.

İnsanların birbirini pek de sevmediği bizim buralarda (çünkü yapacak daha önemli işlerimiz var) Quentin'in kurduğu bu derin bağlara imrenmemek elde değil. An geliyor arkadaşlarından birinden, arkadaşlıklarından şüpheye düşüyor. Ancak yazar, kitabın sonlarında doğru yaptığı manevrayla aslında şüpheye yer olmadığının altını çiziyor.

Kitap ayrıca bahsetmeden geçilemeyecek derecede edebiyatla dolu. Quentin'in keşfedeceğiniz bir sebeple elinden düşmeyen kah masasında duran kah yatağına konan, hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelen Walt Whitman kitabı gibi. Şairin şiirindeki "çimen" metaforu gittikçe hikayenin kendi metaforuna dönüşüyor çünkü Quentin, Margo'ya fiziksel olarak yaklaşmadan önce zihnen yakınlaşmak, onu daha iyi okumak için attığı her adımda aslında kendi özünü de keşfediyor ve içinde bulunduğu duruma anlam vermeye başlıyor. İlk başlarda anlamsız gelen "çimen" dev yapbozun parçaları tamamlandıkça anlamına kavuşuyor.

AŞAĞIDAKİ KISIM SPOILER İÇERİYOR.

Şimdi gelin kitabı tadını çıkartmak için biraz daha derinlere inelim.

Onca çileden, onca zahmetten, onca uykusuz geceden sonra kavuşulan Margo'dan bahsedelim. Fikri ve gerçeğiyle. Tüm kitap boyunca, "güvenilmez anlatıcımız" bize onu kendi gözüyle gördüğü, kendi hayalinde canlandırdığı şekliyle anlatmıştı. İpuçlarını topladıkça, parçaları birleştirdikçe aslında Margo'nun göründüğünden ne kadar farklı olduğunu ve artık göründüğü gibi olmaktan ne kadar yorulduğunu keşfettik. Hala nefes alıyor mu yoksa çoktan bir ağacın altında tıpkı o birlikte buldukları adam gibi ardında kabuğunu bırakarak bu diyardan ayrılmış mı diye merak ettik. Quentin, tüm yol boyunca elimizden tuttu. Tüm yol boyunca hayalinde yarattığı Margo ile aslında yeni yeni tanımaya başladığı Margo arasında gidip geldi, zihnindeki karmaşa sayfalardan taştı ve bize de bulaştı. Sonunda aradığını bulduğunda ise... Her şey hayal ettiği/ettiğimiz gibi miydi?

Margo bulunduğunda, hikayenin doruk noktasında, o aydınlanma anında aslında hisleri, iç dünyası Quentin'in kafası kadar karışıktı. Çekip gitmenin özlemiyle yanıp tutuşmuş, sonunda tüm ayrıntılı planlarına rağmen ansızın herkesi ve her şeyi (sonradan özleyeceklerini) ardında bırakıp içindeki o ihtiyacı karşılamak için gitmiş olsa da anlatmaya, açıklamaya içten içe gönüllü. Belki kilisede bir günah çıkartma ayini gibi. "Beni affet," demek istedikleri var ve ilgisiz ebeveynlerinin gözetiminde yaşamış, hayatını sığlığından emin olduğu uğraşlarla yine sığlığından emin olduğu sıfatları kazanmak için yaşamış, kendi tabiriyle bu kağıttan kentte yaşayan kağıttan kızın aslında istediği özünde "anlaşılmak". Geride bıraktığı şiir kitabında geçen bir dize gibi.

Sonra Margo'nun elinde bir Sylvia Plath kitabı görüyoruz. O, intiharı dün seçmediği gibi yarın da seçmeyecekti. İntihar, hayatın kendi gözüyle gördüğü, kendi ruhunda hissettiği anlamsızlığına, absürtlüğüne boyun eğmek olurdu. Evet, pes ediyorum demekti. Margo ise pes etmemek için belki de kaçmayı, yeni bir yerde yeni bir başlangıç yapmayı tercih etmişti yolun başında. Tüm dengesizliğine, tüm saçmalığına rağmen, kağıttan bir kıza dönüşmüş olsa da bu hayatı yaşamak istiyordu çünkü alternatifinin daha iyi olacağını, bir şeyleri sonunda çözüme kavuşturacağını hiç sanmıyordu. Bu nedenle elindeki kitaptan okuduğu alıntıyla kendini ifade etmeye çalışmıştı.

Ardından gelen kitabın belki de en çarpıcı anı, Margo'nun tırnaklarını toprağa geçirdiği, toprağı kendini adayarak avuç avuç kazdığı, kendi mezarını kazdığı an. İçine gömdüğü defteri, defter formundan çıkıyor artık o noktada, çok daha fazlasına, çok daha farklısına dönüşüyor. Bir zamanlar yaşadıkları, bir zamanlar düşündükleri, bir zamanlar olduğu ve olmasını hayal ettiği her şey. Tüm o planlar, tekrar tekrar yazılan hatta kimse okuyamasın diye "çapraz yazılan" sözcükler. Kendi "fikri". Sonra bu görevde de gönüllü ortağı Quentin'le birlikte kazmaya devam ediyorlar. Toprağın içine gömülen defterle, John Green aslında tüm o fikri gömdürüyor. Artık okuyucu da gerçekle, o ilk başlarda sunulan, çok daha parlak, çok daha "larger than life" fikrin ayrımını acı çekerek, bin bir zorluktan geçerek o ana ulaşan, o anı yaşayan Quentin gibi idrak edebiliyor.

SPOILER İÇEREN KISIM BİTTİ.


Kağıttan evlerinde yaşayan bütün şu kağıttan insanlar, kendilerini ısıtmak için geleceği yakıyorlar.

Kitaplar, insana insan olduğunu hatırlatır. Kitaplar, insana insanı anlamayı öğretir. Bir de kitaplar, bizi içimize döndürür, hislerimize tercüman olur. "İşte bu!" dersin okurken, "tam da bu işte." Tıpkı Margo'nun Sylvia Plath'e tutunduğu gibi tutunursun bazen... Bu kitabı okurken birçok kez hissettiğim şeylerin tercümanı oldu John Green. Kitabımın birçok sayfası işaretli, çizili, boyalı. İşte bu nedenle de benim için saklanacak, bir başka zaman en az bir kez daha okunacak kıymetli bir metin.

Puan: 5

10 Nisan 2015 Cuma

Türkçe Edisyonu Hazır: Will Grayson, Will Grayson (by John Green & David Levithan)

Merakla beklenen Will Grayson, Will Grayson/Tek İsim, Tek Kader sadece altı gün sonra kitap satılan her yerde.




Ya çılgın dostunuz hayatınızla dalga geçen bir müzikal sahneliyorsa
Ve hoşlanmadığınızı sandığınız kız sizden hoşlanmaya başladıysa?
Ya yapayalnız hissettiğiniz bu dünyada tek gerçeğiniz depresyonunuzsa
Ve hiç tanımadığınız birine sırılsıklam âşık olduysanız?
David Levithan'i ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuz. Ülkemizde kitaplarının yayımlanması için demek ki önce arkadaşı John Green'in tanınıp sevilmesi gerekiyordu. Kader! = ) Umarım erotikaların #1 fan'i kesilen okurlarımız, konu genç yetişkin edebiyatında LGBT'ye gelince "no-no" çekmez de daha birçok değerli kitabını raflarda görebiliriz.

Kitap, 16 Nisan'da satışa çıkıyor.

*Güncelleme: Kitabın etiket fiyatı da belli oldu arkadaşlar. 30 lira. 

7 Nisan 2015 Salı

Alışveriş Notları: Alışveriş Çılgınlığı Vol. 1

Lafa önce kitap ve kırtasiye alışverişimle başlayalım. Uzun zamandır kitap almıyordum çünkü TBR Killing diye bir şey var. Geçen ayki alışveriş çılgınlığının etkisiyle girdiğim D&R'dan eli boş dönmedim tabii. Paper Towns/Kağıttan Kentler'i aldım. Aslında orijinal dilindeki baskısını alacaktım ama mağazada yoktu.



Belki bahsetmişimdir Le Petit Prince/Küçük Prens, benim de en sevdiğim kitaplardan biri. Yeni baskılarının çıktığını mutlaka duymuşsunuzdur. Bu nedenle olsa gerek mağazada yeni bir baskısı ile aşağıdaki fotoda göreceğiniz muhteşem defter yan yana duruyordu. Almadan geçemezdim. Diğer ufak not defterini de çantama atmak için aldım.



25 Şubat 2015 Çarşamba

Türkçe Edisyonu Yayımlanan Yeni Kitaplar: Through the Ever Night (by Veronica Rossi) ve Diğerleri

2013'de okuyup beğendiğim Veronica Rossi'nin Under the Never Sky/Sonsuz Gökyüzünün Altında romanı, dilimize çevrilen devam kitabıyla karşınızda. Through the Ever Night/Bitmeyen Gecenin İçinde, yarın satışa sunuluyor.



Pegasus Yayınları ayrıca Facebook sayfasında John Green ve en sevdiğim yazarlardan biri olan David Levithan'in ortak kitabı Will Grayson, Will Grayson'la ilgili bir görsel paylaştı. Türkçe ismi "Tek İsim, Tek Kader" olan kitap yakında okurlara sunulacakmış. Seksin tabu olduğu ülkemizde erotikaların ne kadar popüler olduğunu biliyoruz, bu nedenle bakalım erotika olmayan ama içinde farklı cinsel tercihleri olan karakterler bulunan kitaplar nasıl karşılanacak... Bu arada Levithan'in bu kitaptan yola çıkarak bir ek kitap (Hold Me Closer: The Tiny Cooper Story) yazdığını ve yurtdışında an itibarıyla kitabın tanıtım çalışmalarına başlandığını da belirteyim.

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Özel Dosya: Sanatçı Ruhlar

Bu özel dosya tam da sana hitap ediyor sanatçı ruhlu okur! = ) Aşağıdaki genç yetişkin kitaplarının her birinin içinde sahneye çıkan ya da çıkmak isteyen gençlere dair birer öykü yer alıyor. 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...